Ankara Ymm - Major Ymm - Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik Hizmetleri Limited Şirketi - Ymm Ankara - Blog
Super User

Super User

E- FATURA UYGULAMASINA GEÇEREK  ELEKTRONİK DEFTER TUTMAK ZORUNDA OLAN MÜKELLEFLER İÇİN GEÇİŞ SÜRECİ VE  DEFTER TASDİKİ





SMMM Harun AÇIKGÖZ

MAJOR Yeminli Mali Müşavirlik

Denetim Müdürü







1.     GİRİŞ



Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından ortak olarak hazırlanan “1 sıra No.luElektronik Defter Genel Tebliğin” 13.12.2011 tarih ve 28141 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla elektronik defter (e-defter) uygulamasına geçilmiştir. 421 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel tebliğinin 3.1.maddesine göre e-fatura uygulamasına geçmek zorunda olan mükelleflerin elektronik defter tutma uygulamasına dahil olması zorunluluğu getirilmiş olup, 1 sıra nolu genel tebliğe göre ise belirtilen şartlar dâhilinde isteyen mükellefler de e-defter uygulamasına geçebilecektir.





2. ELEKTRONİK DEFTER UYGULAMASINA GEÇİŞ



Defterlerini elektronik ortamda oluşturmak, kaydetmek, muhafaza ve ibraz etmek isteyen mükelleflerin, tebliğde belirtilen şartları yerine getirmeleri gerekir.



Buna göre,



Gerçek kişi mükelleflerin 5070 Sayılı Elektronik imza kanunu hükümleri çerçevesinde üretilen nitelikli elektronik sertifikaya sahip olmaları,



Tüzel kişi mükelleflerin ise 397 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel tebliğinde yer alan belirlemeler çerçevesinde Mali Mühür temin etmiş olması,



Elektronik defter tutulması, kaydedilmesi, onaylanması, saklanması ve ibrazında kullanılacak yazılımın başkanlıktan uyumluluk onayı almış bir yazılım olması gerekmektedir.



 

a- Elektronik defter beratı alınması

Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayının beratının alınması açılış onayı, son ayının beratının alınması ise kapanış onayı yerine geçer.

Uygulamadan yararlananlar, aylık dönemler itibarıyla oluşturdukları elektronik defterler için,  berat almak ve bunları istenildiğinde ibraz etmek üzere muhafaza etmek zorundadırlar.

Gerçek kişiler elektronik defterlerini, ilgili olduğu ayı takip eden ayın son gününe kadar (Aralık ayına ilişkin defterler gelir vergisi beyannamesinin verilme süresinin sonuna kadar) kendilerine ait güvenli elektronik imza ile imzalar.

Tüzel kişiler elektronik defterlerini, ilgili olduğu ayı takip eden ayın son gününe kadar (Hesap döneminin son ayına ait defterler kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi sonuna kadar) kendilerine ait mali mühür ile onaylar.

İmzalı veya mühürlü defterler için berat dosyaları oluşturulur ve bu dosyalar Elektronik Defter Uygulaması aracılığı ile Başkanlığın onayına sunulur.

Başkanlık mali mührünü de içeren beratlar elektronik defter tutanlar tarafından indirilerek istenildiğinde ibraz edilmek üzere ilgili olduğu elektronik defterler ile birlikte muhafaza edilir.



b) Muhafazası ve İbrazı nasıl olacaktır.



Elektronik defter tutma konusunda izin alanlar, muhafaza ve ibraz ödevlerini yerine getirirken aşağıdaki önlemleri almak zorundadırlar.



Elektronik defterler, istenildiğinde ibraz edilmek üzere ilgili olduğu beratları ile muhafaza edilmek zorunludur.



Elektronik defterler ve beratların veri bütünlüğünün sağlanması ile kaynağının inkar edilmezliği, güvenli elektronik imza veya mali mühür ile garanti altına alındığı için elektronik defterlerin kağıt ortamında saklanmasına gerek yoktur.



Türk Ticaret Kanunu ve diğer düzenlemelerde yer alan süreler dahilinde istenildiğinde elektronik, manyetik veya optik araçlar vasıtası ile eksiksiz ve okunabilir şekilde ibraz edilmesi zorunludur.



c) Elektronik Defter İzninin İptali, Sorumluluk ve Cezai Müeyyideleri

Elektronik defter oluşturulurken, bu Tebliğde belirtilmeyen hususlarda süreler başta olmak üzere Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanununda yer alan hükümlere uyulması zorunludur.

Bu Tebliğde yer alan usul ve esaslara aykırı biçimde elektronik defter oluşturan veya oluşturdukları elektronik defterleri yetkili makamların isteği üzerine ibraz etmeyenler hakkında, işledikleri fiile göre Vergi Usul Kanununun ve Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

Elektronik defter tutanlar bu Tebliğ çerçevesinde oluşturdukları elektronik defterlerde yer verdikleri bilgilerin gerçek duruma uygunluğunu sağlamaktan sorumlu olup, bu kapsamda Başkanlığın herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Elektronik defter beratı, elektronik defterlerin değişmezliğini ispat etmeye yönelik olup, elektronik defterlerin içeriğine yönelik bir onayı ifade etmemektedir.

Maliye Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı gerek görmesi halinde, bu Tebliğde belirlenen esaslar ile sınırlı olmak üzere, uygulamadan yararlananların bilgi işlem sistemlerini denetleme yetkisine sahiptir. Elektronik defter tutanlar bu denetimler sırasında, gerekli her türlü imkânı (uygun donanım ve yazılımlar, terminallere ulaşım izinleri ve uzman personel gibi) sağlamak zorundadır. Bu kapsamdaki denetim yetkisi mahallinde kullanılabileceği gibi, bu süreçte uzaktan erişim yöntemlerinin kullanılması da istenilebilir.

Uyumluluk testini geçen yazılımların gerekli şartları sürekli olarak taşımaları için bu yazılımların üreticilerinin ve kullanıcılarının gerekli önlemleri almaları zorunludur.

Bu Tebliğ kapsamında elektronik defter oluşturanlar, bilgi işlem sistemini oluşturan yazılım, donanım, dosya, dokümantasyon ve benzeri unsurları, hiçbir şekilde kısmen veya tamamen denetim elemanlarının veya Maliye Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca görevlendirilecek personelin erişimini ve denetlemesini engelleyecek bir sözleşme veya lisansa konu edemez.



3. SONUÇ

421 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre Elektronik fatura uygulamasına geçmek zorunda kalan mükelleflerin, Tebliğin 3.2.1 b bendine göre Elektronik defter uygulamasına geçmeleri zorunluluk kapsamına girdiğinden,  2014 takvim yılı içerisinde 1 sıra nolu Elektronik Defter Genel Tebliğinin 3.1.1 ve 3.1.2 maddelerinde belirtilen başvuru şartlarını yerine getirmek sureti ile e-defter.gov.tr internet sitesinde belirtilenBaşkanlık veya Genel Müdürlük adresine yazılı olarak başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

Ayrıca, 1 sıra nolu Elektronik Defter Genel Tebliğinin 3.3.4.maddesine göre, 2014 Hesap dönemi veya takvim yılı içinde, defterlerini elektronik ortamda oluşturmaya başlayanlar, izleyen ilk ayda oluşturacakları elektronik defterlerde, ilgili hesap döneminin başından içinde bulundukları döneme kadar gerçekleştirilen tüm kayıtlara yer vereceklerdir.

Ayrıca elektronik defter tutmaya başladıkları tarih itibariyle eski defterlerine kapanış tasdiki yaptıracaklardır.

Buna göre; 

Elektronik Deftere Geçiş işlemlerini yeni hesap döneminin defter tasdik süresinde ( ARALIK/2013 ) yapamayanların kâğıt ortamında defterlerini tasdik ettirmeleri,

Elektronik defter tutmaya başladıkları tarih itibari ile eski defterlerine kapanış tasdiki yaptırmaları gerekmektedir.



KAYNAKÇA



-         421 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ

-         1 Sıra Nolu Elektronik Defter Genel Tebliğ

6728 SAYILI KANUN İLE DAMGA VERGİSİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞŞİKLİKLER

Nuri Değer

YMM

09 Ağustos 2016 Tarihli ve 29796 Sayılı Resmi Gazete’ de Yayımlanmak suretiyle bir kısım hükümleri ayni tarihte yürürlüğe giren 6728 sayılı  Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23 -29 maddeleri ile 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu (DVK)'nda yapılan değişiklikler aşağıda ele alınmıştır.

I- DVK'NUN ANA MADDELERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER    

A-KAĞIT NÜSHALARININ BİRDEN FAZLA OLMASI

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan  30.3.2010 tarih ve 19 sayılı DV Sirkülerin  "3- Nüsha ve Suret Ayrımı ile Bu Kapsamda Değerlendirilen Kâğıtlara İlişkin DV Uygulaması” başlıklı bölümünde  yer alan açıklamalara göre, DVK uygulamasında aynı hüküm ve kuvveti haiz olmak üzere birden fazla düzenlenmiş ve taraf/taraflarınca ayrıca imzalanmış olan kâğıtların her biri nüshadır. Bu kapsamda nüshalar, belli bir hususu ispat ve belli etmek üzere müstakilen ve aynı zamanda farklı mekanlarda ibraz edilebilir mahiyette olan kağıtlardır.

DVK 'nun 5. maddesi hükmüne göre, bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı ayrı  ayni miktar veya nispette DV'ne tabi iken, 6728 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 9.8.2016 tarihinden itibaren bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kâğıtlardan, maktu vergiye tabi olanların her bir nüshası ayrı ayrı aynı miktarda; nispi vergiye tabi olanların ise sadece bir nüshası DV'ne tabi tutulacaktır.

Bundan böyle nispi DV'ne tabi bir kağıt, kaç nüsha olarak düzenlenirse düzenlensin, sadece bir nüshası vergiye tabi tutulacaktır. Maktu vergiye tabi kağıt birden fazla nüsha düzenlenmesi halinde,eskiden olduğu gibi her nüshası ayrı ayrı vergiye tabi tutulacaktır.

B-BİR KAĞITTA BİRDEN FAZLA AKİT VE İŞLEM BULUNMASI

6728 sayılı Kanununun  24. maddesiyle DVK' nun 6. maddesinde 2 değişiklik yapılmıştır.

  1. Kağıtta Birden fazla Adi Kefalet Ve Garanti Taahhüdü Bulunması
  2. Fıkraya eklenen cümle ile "bir kâğıt üzerinde birden fazla adi kefalet ve garanti taahhüdü bulunması hâlinde, ayrı ayrı olmak üzere bunlardan yalnızca birinden DV alınır.”

2.Sözleşmelerin Müeyyidesi Mahiyetindeki Cezai Şartlar DV'ne Tabi Tutulmaz.

  1. Maddenin sonuna 6728 sayılı Kanunun 24. maddesiyle eklenen cümle ile pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi gibi, cezai şart gibi bir sözleşmenin müeyyidesi mahiyetinde olan taahhütlerden, başlı başına bir sözleşmeye konu olmadıkça DV'nin alınmayacağı hükme bağlanmıştır.

Kanun maddesinde bir kısım cezai müeyyideler sayılmış olmakla birlikte hükümde yer alan "gibi" edatiyle maddede sayılmış olsun olmasın sözleşmelerde yer alan tüm cezai müeyyideler DV'ne tabi tutulmayacaktır.

C-KAĞITTTAN ALINACAK AZAMİ DV MİKTARI

59 Seri No.lu DVK Genel Tebliği ile her bir kağıt için hesaplanacak vergi miktarı (1) sayılı tabloda yer alan sınırlamalar saklı kalmak üzere 1.1.2016 tarihinden itibaren  1.797.117,30 TL'sını aşamaz.

Birden fazla nüsha olarak düzenlenen kağıtlarda her bir nüsha için bu tutar ayrı ayrı aranılmaktaydı. Ancak Kanunun 5. maddesinde 6728 sayılı Kanunla 23. maddesi ile yapılan değişiklikle birden fazla nüsha olarak düzenlenen kağıtlarda sadece birisi için vergilendirme yapılacağından, bundan böyle birden fazla nüsha olarak düzenlenen kağıtlarda  söz konusu azami haddin de sadece bir kağıt için söz konusu olacağı  doğaldır.

6728 sayılı Kanunun 25. maddesiyle 488 sayılı Kanunun 14. maddesine eklenen cümle ile  azami tutardan vergi alınan mukavelenamelerin, diğer hükümlerinde değişiklik olmaksızın sadece bedelinin artırılması durumunda, artan bedele ilişkin bu hüküm uygulanmaz. Başka bir deyişle, kağıt azami miktarda vergiye tabi tutulduktan sonra, kağıtta vergiye tabi herhangi bir işlem yapılmadan, sadece kağıtta yer alan tutarın artırılması, ayrıca vergi alınması gerekmemektedir.

D-KANUNA EKLİ (I) SAYILI TABLOYA EKLENEN KAĞITLAR

6728 Sayılı Kanunun 28. maddesi ile uygulamada DV'ne tabi olup olmadığı tartışmalı olan bir kısım kağıtlar (I) sayılı Tabloya eklenmek suretiyle tereddütler giderilmiştir.

DVK'nun  “I. Akitlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı bölümünün “A. Belli parayı ihtiva eden kâğıtlar” başlıklı fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.

“7.Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlara ilişkin ön izin, irtifak hakkı veya kullanma izni sözleşmeleri (yatırım taahhüdü bulunanlar dâhil ön izin, irtifak hakkı veya kullanma izni süresine göre bulunacak bedel üzerinden)                                                                                                               (Binde 9,48)

  1. Resmî şekilde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri                          (Binde 9,48)
  2. Resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin yaptıkları ihalelerde, ihaleyi yapan idare ile düzenlenen sözleşmeler                                     (Binde 9,48)
  3. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen:
  4. a) Taksitle satış sözleşmeleri                                                                               (Binde 9,48)
  5. b) Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri                                             (Binde 9,48)
  6. c) Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri                      (Binde 9,48)

ç) Paket tur sözleşmeleri                                                                   (Binde 9,48)

  1. d) Abonelik sözleşmeleri                                                                   (Binde 9,48)
  2. e) Mesafeli satış sözleşmeleri                                                                   (Binde 9,48)

11.7/6/2012 tarihli ve 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu kapsamında

düzenlenen turist rehberliğine ilişkin     sözleşmeler                                        (Binde 9,48)

  1. 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında düzenlenen:
  2. a) Toptan elektrik satış sözleşmeleri                                                     (Binde 9,48)
  3. b) Perakende elektrik satış sözleşmeleri                                                    (Binde 9,48)
  4. 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu kapsamında düzenlenen:
  5. a) Toptan doğal gaz satışına ilişkin sözleşmeler                                                 (Binde 9,48)
  6. b) Tüketicilere doğal gaz satışına ilişkin sözleşmeler                                         (Binde 9,48)”
  7. c) “IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar” başlıklı bölümünün;

1) “2. Beyannameler” başlıklı fıkrasının (b) bendine “Vergi beyannameleri:” ibaresinden sonra gelmek üzere “((f) bendi dâhil olmak üzere, beyanname verme süresi içerisinde düzeltme amacıyla verilen beyannameler hariç)” parantez içi hükmü eklenmiştir.

2) “2. Beyannameler” başlıklı fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“f) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesi ile muhtasar beyannamenin birleştirilerek verilmesiyle oluşturulan beyannameler                                             (37,40 TL.)”

E-DVK'NA EKLİ (2) SAYILI TABLODA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

6728 sayılı Kanunun 29. maddesi ile488 sayılı Kanuna ekli (2) Sayılı Tablonun;

  1. a) “II- Öğrenciler ve askerlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasına “beyannameler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile okul idareleriyle öğrenciler veya velileri arasında düzenlenen kâğıtlar” ibaresi eklenmiştir.
  2. b) “II- Öğrenciler ve askerlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümüne aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“6. Resmî dairelerce yurt dışına gönderilen kişiler adına yurt dışında bulunan eğitim-öğretim ve sağlık kurumlarına yapılan ödemelere ilişkin düzenlenen kâğıtlar.”

  1. c) “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün;

1) (5) numaralı fıkrasında yer alan “Sigorta mukavelenameleri, sigorta ücretine ait makbuzlar” ibaresi “Sigorta, reasürans ve koasürans sözleşmeleri, bireysel emeklilik, gruba bağlı bireysel emeklilik, işveren grup emeklilik sözleşmeleri, diğer kağıtlarda yer alan sigorta yaptırma taahhütleri ile sigorta primleri ve bireysel emeklilik katkı paylarının ödenmesine ilişkin kâğıtlar” şeklinde değiştirilmiştir.

2) (16) numaralı fıkrasına “kuruluşlarına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “pay devirlerine,” ibaresi eklenmiştir.

3) (19) numaralı fıkrasında yer alan “Bankalar arasında, bankanın taraf olduğu veya bankalar aracılığıyla” ibaresi “Bankalar veya aracı kurumların taraf olduğu ya da bunlar aracılığıyla” şeklinde değiştirilmiştir.

4) (21) numaralı fıkrasında yer alan “Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının” ibaresi “Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının ve gayrimenkul yatırım fonlarının” şeklinde değiştirilmiştir.

5) (23) numaralı fıkrasında yer alan “ve geri ödenmelerine” ibaresi “, geri ödenmelerine, devrine ve krediden doğan alacakların temlikine” şeklinde değiştirilmiştir.

6) (30) numaralı fıkrasında yer alan “teminatlarına” ibaresi “devrine, teminatlarına” şeklinde değiştirilmiştir.

7) (31) numaralı fıkrasında yer alan “kira mukavelenameleri.” ibaresi “kira mukavelenameleri ile bu mukavelenameler üzerine konulacak kefalet şerhleri ve teminatlar.” şeklinde değiştirilmiştir.

8) (32) numaralı fıkrasında yer alan “kira mukavelenameleri.” ibaresi “kira mukavelenameleri ile bu mukavelenameler üzerine konulacak kefalet şerhleri ve teminatlar.” şeklinde değiştirilmiştir.

9) (41) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“41. Kira sertifikası ihracına dayanak teşkil eden her türlü varlık ve hakların devri, alımı, satımı, kiralanması, vekaleten yönetimi, kira sertifikası ihracı amacıyla bir ortak girişime ortak olunması, iş sahibi sıfatıyla bir eser veya işin yaptırılması ve bu iş veya eserin kiralanması veya satılması nedeniyle düzenlenen kâğıtlar ile kira sertifikaları ve kira sertifikası ödemelerine ilişkin her türlü garanti ve teminatlar için düzenlenen kâğıtlar.”

F- YATIRIMLARI VE  İHRACATI  TEŞVİK ETMEK AMACIYLA  (2) SAYILI TABLOYA EKLENEN KAĞITLAR

6728  sayılı Kanunun 29. maddesi ile 488 sayılı Kanuna ekli (2) Sayılı Tabloya  (42) numaralı fıkrasından sonra gelmek üzere  aşağıdaki aşağıda belirtilen  fıkralar eklenmiştir.

  1. Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yer alan yatırım mallarına ilişkin olarak yatırım teşvik belgesi sahibi yatırımcılarla bu malların üreticileri ve tedarikçileri arasında düzenlenen kâğıtlar, münhasıran yatırım döneminde belge kapsamındaki yatırıma yönelik gayri maddi hakların kiralanması ve satın alınmasına ilişkin düzenlenen kâğıtlar, belge kapsamında sabit kıymet yatırımlarının imal ve inşasına yönelik düzenlenen sözleşmeler, taahhütnameler, teminatlar ve bu mahiyetteki kâğıtlar ile söz konusu yatırımlara yönelik danışmanlık ve teknik müşavirlik hizmetlerine ilişkin düzenlenen kâğıtlar.
  2. Yatırımlarda Devlet yardımları hakkında kararlarla belirlenen yüksek ve orta-yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan ürünlerin imalatına ilişkin olarak imalatçılar ile tedarikçileri arasında mal ve hizmet alımı nedeniyle düzenlenen kâğıtlar.
  3. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve aynı Kanunun ilgili mevzuatı uyarınca düzenlenen taahhütnameler.
  4. 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında ödeme hizmeti sağlayıcısı ile ödeme hizmeti kullanıcısı arasında düzenlenen tek seferlik ödeme sözleşmeleri.
  5. Binalarda ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik olarak düzenlenen kâğıtlar ile 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince münhasıran imalat sanayinde kullanılmak üzere yeni makine ve teçhizat alımına yönelik düzenlenen kâğıtlar.
  6. Ürünlerin yurt dışında tanıtım ve pazarlamasını sağlamak amacıyla, miktarı ticari teamüllere uygun örnek ürünler, tanıtım malzemeleri veya promosyon amaçlı ürünlerin bedelsiz ihracatına ilişkin düzenlenen kâğıtlar ile yurt dışındaki fuarlara katılım amacıyla düzenlenen kâğıtlar.
  7. Her türlü gemi, yat ve diğer su araçlarının inşası, yenileme ve dönüşümü ile bakım ve onarımına ilişkin düzenlenen kâğıtlar.
  8. Girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve girişim sermayesi yatırım fonlarının münhasıran girişim sermayesi yatırımları ile ilgili düzenlenen sözleşmeler ile bu sözleşmelere ilişkin düzenlenen diğer kâğıtlar.
  9. Sermaye piyasası araçlarının kredili alımı, açığa satışı ve ödünç alma ve verme işlemleri ile ilgili olarak aracı kurum ile yatırımcı arasında düzenlenen sözleşmeler.
  10. İleri teknolojiye sahip ve teknoloji transferi sağlayacak yurt dışında yerleşik şirketlerin satın alınması ile bu alımlara yönelik mali ve hukuki danışmanlık hizmeti alımına ilişkin düzenlenen kâğıtlar.

G-İPTAL EDİLEN İHALE KARARLARI DOLAYISIYLA TAHSİL EDİLEN DV'NİN İADE EDİLMESİ

1-İhalenin Kamu İhale Kurumu Tarafından Vize Edilmemesi

İhalelere iştirak eden kişilerin muhtelif nedenlerle ihale kararına  Kamu İhale Kurumuna itirazen yapılan şikayet başvurularından önce ihale kararına ilişkin DV’nin ödenmiş olması gerekmektedir. Yükleniciler tarafından Kamu İhale Kurumu tarafından iptal edilen ihalelere ilişkin DV iade talepleri Maliye Bakanlığı tarafından Kanunda hüküm bulunmaması nedeniyle ret edilmektedir.

Örneğin Kamu İhale Kurumunun müteahhidin kesinleşmiş vergi borcu, taraflardan birinin imzalamaması  gibi  herhangi bir nedenle ihale kararını vize edememesi halinde ihale kararı ve sözleşmeye ilişkin tahsil edilen DV iade edilmemekteydi.

DVK'na ekli I sayılı Tablonun II. Kararlar ve mazbatalar başlıklı bölümünün 2. fıkrasına  eklenen "4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kurum ve kuruluşlara şikâyet veya Kamu İhale Kurumuna itirazen şikâyet ya da yargı kararı üzerine ihalenin iptal edilmesi hâlinde, bu ihale kararının hükmünden yararlanılmayan kısmına isabet eden DV ret ve iade olunur." hüküm uyarınca, 9.8.2016 tarihinden itibaren Kamu İhale Kurumu tarafından iptal edilen ihale kararlarına ilişkin DV iade edilmektedir.

2-İhalenin Yargı Kararıyla İptal Edilmesi

Kamu İhale Kanunu’nun 54. maddesi hükmü uyarınca, yapım müteahhidleri, tedarikçi ve sunucuları ihalelerin bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğu durumlarda yazılı şikayet suretiyle inceleme talebinde bulunabilirler.

Ayni yasanın 55. maddesine göre, şikayetlerin öncelikle idareye yapılması gerekir. 57. maddede ise, şikayetler ile ilgili Kurum tarafından verilen nihai kararlar TC Mahkemelerinde dava konusu yapılabilir.

İhalenin bozulma nedenleri doktrinde ve Yargıtay uygulamasında;

  1. İhaleye fesat karıştırılmış olması,
  2. Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler,
  3. İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler,
  4. Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması,

Şeklinde sıralanabilir.6728

İhalenin feshine karar verilmesi halinde, kağıdın hükmünden yararlanıldığı için  İhalenin yargı kararıyla iptal edilmesi halinde tahsil edilen DV'leri iade edilmemekteydi.

DVK'na ekli I sayılı Tablonun II. Kararlar ve mazbatalar başlıklı bölümünün 2. fıkrasına  eklenen "4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kurum ve kuruluşlara şikâyet veya Kamu İhale Kurumuna itirazen şikâyet ya da yargı kararı üzerine ihalenin iptal edilmesi hâlinde, bu ihale kararının hükmünden yararlanılmayan kısmına isabet eden DV ret ve iade olunur." hüküm uyarınca, 9.8.2016 tarihinden itibaren yargı kararları üzerine iptal edilen ihale kararlarına ilişkin DV iade olunur.

H-DÖVİZ KAZANDIRICI FAALİYETLERDE DV İSTİSNASI

6728 sayılı Kanunun  27. maddesi ile  488 sayılı Kanunun ek 2. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun yerine yapılan düzenlemeyle bir yandan yürürlükten kaldırılan maddede yer alan hükümler korunurken, bir yandan da maddenin verdiği yetkiye istinaden yayımlanan 5 adet "Döviz Kazandırıcı Faaliyetlerde DV Ve Harç İstisnası Uygulaması Hakkında Genel Tebliğler"de yer alan düzenlemeler Kanun hükmü içerisine alınmıştır.

II-DVK'NA EKLI (II) SAYILI LİSTEDE YER ALAN İSTİSNALARDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

A-KİRA MUKAVELENAMELERİNE KONULAN KEFALET ŞERHLERİ

Kira mukavelenamelerine biri adi kefalet  diğeri  de "müteselsil kefil” veya “müteselsil kefil ve müşterek borçlu” olmak üzere iki türlü kefalet şerhinin konulması mümkündür.

Adi kefalet, asıl borçlu hakkında yapılan takibat semeresiz kalmadıkça alacağın tahsili için kefile karşı takibat yapılması mümkün olmayan bir kefalet türüdür.

Kira mukavelenamesine konan kefalet şerhinin “adi kefalet” olarak düzenlenmesi halinde, kefalet şerhi asil akitten ayrı müstakil bir işlem, bir hukuki muamele niteliğinde olduğundan mukavele süresine göre kiralama bedelinden hesaplanacak binde 1,89 nispetindeki DV'ne ilaveten kefalet şerhinden de  Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-3 fıkrasına istinaden ayrıca binde 9,48 nispetinde DV alınır.

Adi kefil şerhlerini ihtiva eden senet, mukavelename ve taahhütnamelerde ise bir kağıtta asil işlem ve akdin taraflarından başka bir şahsın akit ve işlemi de bulunduğunu kabul etmek gerektiğinden, DVK’nun 6/3. maddesi gereğince, bu halde hem taahhüt, hem de kefalet işleminden ayrı ayrı DV alınması icap eder.

Kira mukavelenamesine konan kefalet şerhinin “müteselsil kefil” veya “müteselsil kefil ve müşterek borçlu” sıfatıyla konulması halinde, kefalet şerhi asıl akitle birbirine bağlı ve bir asıldan doğma akit ve işlemler meyanında mütalaa edildiğinden, kağıtta yer alan akit ve işlemler içerisinde en yüksek vergi alınmasını (kira veya kefalet) gerektiren tutarın dikkate alınması suretiyle yapılmaktaydı.

Öte yandan 6728 sayılı Kanunun 29. maddesinin (c) bendi ile DVK'na ekli 2 sayılı Tablosunun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümüne (31) numaralı fıkrasında  yapılan değişiklikle "kira  mukavelenameleri üzerine konulacak kefalet şerhleri ve teminatlar” DV'nden istisna edilmiştir. Bu duruma göre, 9.8.2016 tarihinden itibaren kira mukavelenameleri üzerine konulacak  adi ve müteselsil  kefalet şerhleri DV'nden müstesnadır.

 

PERAKAKENDE  SATIŞ  FİŞİNE  DAYALI  KDV  İNDİRİMİ

Nuri  Değer

YMM

 

Mükelleflerin, çalışanlarının şehir içi ve şehirler dışı seyahatlerinde yapmış oldukları bedeli fatura düzenleme sınırının altında kalan yeme, içme  gibi harcamaları için düzenlenen perakende satış fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilip edilemeyeceği ve bu belgelere istinaden yüklenilen  katma değer vergisi (KDV) tutarlarının indirim ve iade konusu yapılıp yapılamayacağı hususu aşağıda ele alınmıştır.

I-VERGİ İNDİRİMİ

A-YASAL DÜZENLEME

3065 sayılı KDV Kanunu'nun  29. Maddesihükmü uyarınca;

  1. Mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler:
  2. a) Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV,
  3. b) İthal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen KDV'"ni indirebilirler.

B- VERGİ İNDİRİMİ SİSTEMİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Kanun’un 29. maddesi hükmü ile diğer hükümlerini göz önünde bulundurmak suretiyle vergi indirimi mekanizmasının temel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1- Vergi İndiriminden Sadece Mükellefler Yararlanabilir

Vergi indiriminden sadece gerçek usulde vergilendirilen KDV mükellefleri yararlanabilir. Diğer vergilerin mükellefi olmakla birlikte KDV mükellefi olmayanların bu haktan faydalanması mümkün değildir.

2- İndirilecek Vergi İşletme Faaliyetlerine Ait Olmalıdır

Mükelleflerin indirebileceği KDV tutarı faaliyetlerine ilişkin olanlarla sınırlıdır. Mükellef ticari işletmesi ile ilgili olmayan örneğin şahsi ve ailevi ihtiyaçları nedeniyle ödediği KDV’yi indiremez.

3- Mükellef  Sadece KDV’yi İndirim Konusu Yapabilir

Mükellefin faaliyetleri üzerinden hesaplanan KDV’den yüklendiği her çeşit vergiyi değil, sadece KDV’ni indirilebilir. Başka bir deyişle KDV’den sadece KDV  indirim konusu yapılabilir.

4- İndirim İçin Verginin Ait Olduğu Malın Satılmış Olması Şartı Aranmaz

Mükellefin satın aldığı mal ve hizmetler dolayısıyla yüklendiği vergilerin indirim konusu yapılabilmesi için bu mal ve hizmetlerin satılmış olması şart değildir.

İktisadi hayatta satın alınan mallar aynı vergilendirme döneminde satılabileceği gibi, daha sonraki dönemlerde de satılabilir. KDV’nde mükellefin yüklendiği vergileri mümkün olan en kısa sürede indirilmesi amaç olduğundan, bir mal veya hizmet satılmadığı gerekçesiyle bunlar için yüklenilen vergilerin indirimi ertelenemez. Diğer bir ifadeyle herhangi bir mal ve hizmet için yüklenilen KDV diğer teslim ve hizmetler üzerinden hesaplanan KDV’den indirilmesi mümkün bulunmaktadır.

5- Vergi İndirimi İçin Yüklenilen KDV’nin Ödenmiş Olması Şartı Aranmaz

Vergi indiriminden faydalanabilmek için, KDV’nin ve hatta mal bedelinin fiilen ödenmiş olması gerekmez. Mükellef, borçlandığı KDV’yi indirim konusu yapabilir. Ancak ithalatta KDV indirimi için verginin gümrük idaresine ödenmesi şarttır.

6- Vergi İndirimi Derhal Yapılabilir

KDV indiriminin kural olarak bir veya daha fazla vergilendirme dönemi ertelenmesi söz konusu değildir. Mükellef fatura ve benzeri belgelerin düzenlendiği dönemde, kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla bu belgelerde yazılı KDV’yi ayni dönemde indirebilir.

7- Vergi İndirimi Fatura ve Benzeri Belgelere Dayalı Olarak Yapılır

Vergi indiriminin dayanağı fatura ve benzeri belgelerdir. İndirim hakkından yararlanabilmek için geçerli belge alınması zorunludur. Fatura ve benzeri belge olmaksızın vergi indiriminin yapılması Kanuna aykırılık teşkil etmektedir. Söz konusu belgeler olmaksızın yapılan vergi indiriminin kabulü hiçbir surette mümkün değildir. Aksi takdirde Hazinenin vergi kaybı ortaya çıkmaktadır.

Diğer taraftan, KDV indirimi için, faturada KDV’nin ayrıca gösterilmiş olması şart değildir. KDV’nin fatura ve benzeri belgelerde gösterilmeyen hallerde iç yüzde formülü ile indirilecek KDV miktarı hesaplanabilir.

8- Vergi İndirimi Bir Haktır

Vergi indirimi mükellefe tanınan bir imkan, bir haktır. Mükellef bu hakkını kullanmaya mecbur edilemez. Diğer bir deyişle vergi indirimi, KDV mükelleflerinin doğal hakkı olup, KDV uygulamasının da temel unsurlarından biridir.

Diğer taraftan,mükellefin indirim konusu yapması gereken KDV’ni indirmemesi halinde, gelir ve kurumlar vergilerinde  gider olarak yazılması mümkün değildir.

9- Mükellef Yüklendiği KDV’nin Tamamını İndirim Konusu Yapabilir

Mükellef işletmesi ile ilgili olan KDV’lerin tamamını indirim konusu yapabilir. Burada herhangi bir sınırlama söz konusu değildir. Sadece alım satım konusu yapılan mal ve hizmetler için değil, faaliyetinin idamesi için kanunen kabul edilen her türlü giderler için yüklenilen vergilerin tamamı indirim konusu yapılabilir.

10- Vergi İndirimi Vergilendirme Dönemleri İtibariyle Yapılır

Vergi indirimi, vergilendirme dönemleri itibariyle olacaktır. Bu kural hesaplanan vergi ve indirilebilir vergi bakımından da geçerlidir. Buna göre, mükellefler bir vergilendirme döneminde yaptıkları teslimler dolayısıyla hesaplanan KDV toplamından, sadece o malların alışında ödediği veya borçlandığı vergiyi değil, ayni vergilendirme döneminde satın aldığı tüm mal ve hizmetler dolayısıyla yüklendikleri KDV’yi indirebileceklerdir.

KDV’de genel olarak birer aylık vergilendirme dönemi esası benimsenmiştir. Buna göre, mükellefin bir aylık dönemde yaptığı satışlar üzerinden hesaplanan vergiden yine o süre zarfında yüklenilen KDV’yi ve varsa bir önceki dönemden devreden vergiyi indirebilir.

KDV’de vergilendirme döneminin aylık olması nedeniyle her ay sonu itibariyle 191-İndirilecek KDV hesabının bakiyesinin sıfırlanması gerekir. Hesabın aylık bakiyesi önceki dönemden 190- Devreden KDV ile toplanır. Böylece toplam indirilebilir KDV tutarı ortaya çıkar. Bu tutar 391- Hesaplanan KDV ile karşılaştırılır. Hesaplanan KDV’nin fazla olması halinde bakiyesi 360- Ödenecek Vergi ve Fonlar hesabına aktarılır.

11- Vergi İndirimi Toplu Olarak Beyannamede Yapılır

KDV’de vergi indirimi işletme  bazında ele alınmıştır. Mükellefin sattığı her mal veya hizmet çeşidi için indirebileceği KDV’yi tespit etmesi gerekmez. Vergilendirme dönemleri itibariyle bu işlemler global olarak yapılır.

KDV Beyannamesi ile vergi indirimi konusunda mükellef  ile vergi dairesi hesaplaşır. Beyanname verilmeden vergi indiriminden yararlanılamaz.

12-  İndirilen Vergi Maliyet Hesaplarına Dahil Edilmez

Yüklenilen KDV  indirim konusu yapıldığından, bu vergi malın maliyetine dahil edilmez ve fiyat oluşumuna olumsuz bir etkisi olmaz.

13- Vergi İndirimi Gerçek Belgelere Dayanmalıdır

Vergi indiriminden yararlanabilmek için ortada gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifası olması gerekmektedir. Gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasına dayanmayan sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı  belge niteliğindeki faturalar deftere işlenseler bile, vergi indirim konusu yapmak mümkün değildir. Zira böyle bir durumda faturayı düzenleyen kişi Hazineye borçlanmamıştır. Hazinenin kasasına girmemiş,  girmeyecek bir verginin indirimi de mümkün değildir.

14- Belgeler Mükellef Adına Düzenlenmelidir

Fatura, benzeri belge veya gümrük makbuzu, indirimi yapacak mükellef adına düzenlenmelidir. Başkası adına düzenlenen belge indirim konusu yapılamaz.

İstisnai hallerde işletmeye ait olduğu açık olan bazı harcamalara ait başkası adına düzenlenen belgelerde gider olarak yazılması ve KDV indirimi mümkündür.

15- İndirilecek KDV İlgili Hesapta Gösterilmelidir

İndirilecek KDV’nin Tek Düzen Muhasebe Sisteminde 191-İndirilecek KDV Hesabı yerine başka bir hesapta kaydedildiği takdirde, usulsüzlük cezası uygulanır.

16- KDV Fatura ve Benzeri Belgelerde Ayrıca Gösterilmelidir

17- Fatura ve Benzeri Belgeler İlgili Takvim Yılı Aşılmadan Defterlere Kaydedilmelidir

Fatura ve benzeri belgelerde gösterilen KDV, vergiyi doğuran olayın meydane  geldiği takvim yılı aşılmamak kaydıyla kanuni defterlere kaydedildiği dönemde indirim konusu yapılabilir. Yıl geçtikten sonra KDV indirimi kabul edilemez.

18- Vergi İndiriminin Amacı Mükellef Üzerinde Yük Teşkil Etmemesidir

KDV’nde mal ve hizmetler, üretim dağıtım ve hizmet sektörlerinin her safhada vergiye tabi tutulmakta, ancak sistemin bünyesindeki indirim mekanizması vasıtasıyla işletme girdileri için ödenen vergiler indirilmek suretiyle yalnızca o safhada eklenen değer vergilendirilmiş olmaktadır.

Nihai tüketiciye kadar olan bütün safhalarda bu  KDV alınmakta, ancak her safhada hesaplanan KDV’den bir önceki safhanın vergisi düşülerek bakiye vergi Hazine’ye intikal ettirilmektedir. Bu şekilde sadece o aşamada eklenen değer vergiye tabi tutulmuş olup vergi yükü de mal veya hizmetin nihai tüketicisinin üzerinde kalmaktadır.

İndirim mekanizması sayesinde yüklenilen vergilerin mükellefin üzerinde yük olarak kalması engellenmektedir.

19-ATİK İçin Yüklenilen Vergiler İndirim Konusu Yapılır

İktisap edilen amortismana  tabi iktisadı kıymetler (ATİK) dolayısıyla yüklenilen vergiler genel esaslar çerçevesinde indirim konusu yapılır.

Öte yandan, işletmede kullanılmak üzere imal ve inşa edilen ATİK'in aktife alınması veya kullanılmaya başlanması halinde, vergi hesaplanıp beyan edilmez. İşletmede kullanılmak üzere imal veya inşa edilen ATİK ile ilgili mal ve hizmet alımları nedeniyle yüklenilen vergiler, harcamaların yapıldığı dönemlerde  genel esaslar çerçevesinde indirim konusu yapılabilir. (1)

II- İNDİRİMİNİN BELGELENDİRİLMESİ

 

3065  sayılı KDV Kanunun 34. maddesine göre, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV’nin indirilebilmesi için aşağıda sayılan iki şartın gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

  1. a) Vergi, alış faturası veya benzeri vesikalar ile gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmeli,

b)Söz konusu vesikalar,vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla kanuni defterlere kaydedilmelidir.

Diğer taraftan, KDV’nin fatura ve benzeri vesikalarda gösterilmesine gerek görülmeyen işlemler ile vergisi önceki safhada beyan edilen özel matrah şekline tabi işlemlere konu teslim ve hizmetlerde bu mal ve hizmetleri satın alanlar, tarife, bilet veya fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen bedel üzerinden iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle KDV hesaplayacak ve bu tutarı yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV’den indireceklerdir.

 Bu nedenle, mükellefler  satın aldıkları mal ve hizmetlere ait yüklendikleri  KDV’yi indirim konusu yapabilmeleri için, düzenlenecek fatura ve benzeri vesikalarda verginin mutlak surette ayrıca gösterilmesini istemeleri gerekmektedir.

 

3065 sayılı Kanunu'nun 53. maddesi hükmü uyarınca, bu  Kanunda geçen fatura ve benzeri vesika tabiri VUK'nunda düzenlenen vesikaları ifade etmektedir.

Fatura   yerine geçen belgeler VUK’nun 229-236. maddelerinde hüküm altına alınmış, ayrıca anılan Kanunun mükerrer 257. maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan  VUK Genel Tebliğleri ile açıklanmıştır.

 

A-VUK' NUNDA YER ALAN FATURA VE  BENZERİ BELGELER

Fatura ve yerine geçen belgeler, VUK'nun 229, 233, 234, 235 ve 236. maddelerinde fatura, perakende satış vesikası (perakende satış fişi, makineli kasaların kayıt ruloları, giriş ve yolcu taşıma biletleri), gider pusulası, müstahsil makbuzu ve serbest meslek makbuzu olarak düzenlenmiştir.

1- Gider Pusulası Ve Müstahsil Makbuzuna  İstinaden KDV İndirimi Yapılamaz

Söz konusu vesikalara dayalı olarak vergi indirimi konusunda KDV Genel Uygulama  Tebliğinin III/ C-5.1. "Fatura Ve Benzeri Belge" başlıklı bölümünde aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.

"Gerçek usulde vergi mükellefi olmayanlardan mal satın alanların veya iş yaptıranların, satın aldıkları mal veya yaptırdıkları işler karşılığında düzenleyecekleri gider pusulası ve müstahsil makbuzunda KDV hesaplanmaz ve gösterilmez. Dolayısıyla bu mükelleflerden mal ve hizmet satın alanların indirim hakları bulunmamaktadır. Ancak,  nihai tüketicilere satılan malların iade edilmesi halinde, gider makbuzu düzenlenmesi ve bu makbuza dayanılarak indirim yapılması mümkün bulunmaktadır."açıklamasına yer verilmiştir.

2-Hakediş Belgesine Dayalı KDV İndirimi Yapılamaz

Hakediş belgesi, VUK'nda düzenlenen bir belge olmadığından, bu belgenin düzenlendiği işlerde KDV’nin indirim konusu yapılabilmesi için ayrıca fatura düzenlenmesi ve bu faturada verginin gösterilmesi gerekmektedir.

B- VUK TEBLİĞLERİ İLE YAPILAN DÜZENLEMELER

KDV Genel Uygulama  Tebliğinin III/ C-5. "İndirimin Belgelendirilmesi" başlıklı bölümünde; "perakende satış fişleri fatura verme zorunluluğu dışındaki işlemlerde kullanıldıklarından ve fatura nizamına ilişkin şartları taşımadıklarından, indirimin belgelendirilmesinde kullanılamazlar." açıklamasına yer verilmiştir.

Genel olarak fatura gibi perakende satış fişlerine istinaden vergi indirimi yapılamamasına karşılık, VUK'nun mükerrer 257. maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan VUK Genel Tebliğleri ile aşağıda belirteceğimiz konularda kurala  istisnalar getirilmiştir.

1-204  Numaralı VUK  Genel Tebliğinde

Faturalarda gösterilen KDV’nin vergi indirimine konu olabileceği tartışmasızdır. Bu konuda herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Ancak perakende satış fişine istinaden vergi indiriminin yapılıp yapılamayacağı konusunda 204 No.lu VUK Genel Tebliğinde  açıklık getirilmiştir.

204 sıra numaralı VUK Genel Tebliğinde; "Ancak, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak; işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları

 -Kırtasiye,

-büro,

-temizlik malzemeleri gibi ve

bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen Kanuni haddi aşmayan diğer bir anlatımla perakende satış fişi (veya yazar kasa fişi) düzenleme sınırları içinde kalan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi 213 sayılı VUK'nun mükerrer 257. maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak uygun görülmüştür.

İşletmenin tüketimi dışında satışa konu olacak mal ve hizmetlerin alımlarında ise bedeli ne olursa olsun fatura düzenlenmesi defterlere faturalara dayanılarak kayıt yapılması gerekmektedir." (2)

2-206 sıra numaralı VUK Genel Tebliğinin

206 sıra numaralı VUK Genel Tebliğinin (G) bölümünde; "204 No.lu VUK Genel Tebliğinde gider belgesi olarak kabul edilen perakende satış veya yazar kasa fişlerinde ayrıca gösterilen KDV, bu belgelerin kanuni defterlere de kaydedilmesi şartıyla, genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılacaktır."açıklamalarına yer verilmiştir

KDV mükelleflerinin işletmelerinde tüketime konu olacak kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri, gıda gibi genel giderlerinperakende satış veya ödeme kaydedici cihaz fişi ile tevsik edilmesi mümkündür. Ancak, bunlar dışında kalan alış ve giderler perakende satış veya ödeme kaydedici cihaz fişi ile tevsik edilemeyeceğinden, söz konusu belgelerde yer alan KDV de indirim konusu yapılamaz. (3)

3-275 No.lu VUK Genel Tebliği

275 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile, taksi işleten mükelleflerden alınan ve tutarı fatura düzenleme mecburiyetine ilişkin kanuni haddi aşmayan (2013 yılı için 800 TL. ) perakende satış fişleri gider belgesi olarak kabul edilmiştir. (4)

4-68 Seri No'lu KDV Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunu Genel Tebliği

68 Seri No'lu KDV Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunla İlgili Genel Tebliği ilemükelleflerin ticari, zirai ve mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak satın aldıkları akaryakıt bedeli karşılığında düzenlenecek ödeme kaydedici cihaz fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür.

 Akaryakıt pompalarının bağlı olduğu ödeme kaydedici cihazlar kullanılmak suretiyle otomatik olarak düzenlenen fişlerin, fatura düzenleme tutarının (2015 yılı için 520,00 TL) altında veya üstünde olsa dahi “fatura yerine geçen belge” olarak kabul edilmesi ve bu şekilde belgelenen satışlar dolayısıyla nihai tüketiciler veya vergi mükelleflerince yapılan fatura düzenleme taleplerinin dikkate alınmaması uygun görülmüştür.

 

Buna göre, mükelleflerin  ticari, zirai ve mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak satın aldıkları akaryakıt karşılığında düzenlenecek (üzerinde “TAŞIT VEYA MÜŞTERİ TANIMA SİSTEMİ FATURAYA DÖNÜŞTÜRÜLECEK” ibaresi bulunanlar hariç) söz konusu ödeme kaydedici cihaz fişleri, üzerinde yazılı tutar ne olursa olsun fatura yerine geçen belge olarak kabul edilecek, ayrıca faturaya dönüştürülmesi istenmeyecek ve yapılan incelemeler ve kontroller sırasında bu fişleri gider belgesi olarak kullananlardan fatura ibrazı talep edilmeyecektir.(5)

5-Perakende Satış Ve Yazar Kasa Fişleri  İle KDV İndiriminin Yapılacağı Haller

Yukarıda belirtilen genel tebliğlerde yer alan açıklamalara göre, satışa konu olacak mal ve hizmetlerin alımları dışında mükelleflerin ticari faaliyetlere ilişkin olarak işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları ve bedeli 2015 yılı için 800 TL’yi aşmayan aşağıda belirtilen mal ve hizmet alımlarının perakende satış veya yazar kasa fişi ile belgelendirilmesi ve KDV indirimi mümkündür.

Söz konusu giderler;

- Kırtasiye ve büro malzemeleri alımları,

- Temizlik malzemesi alımları,

- İşyerinde personele yemek vermek veya ikram amacıyla satın alınan yiyecek ve içecekler,

-Taksi işleten mükellefler tarafından düzenlenen perakende satış fişleri,

- Çiçek ve mutfak tüpü  alımları,

- Gazete, sabit kıymetin tamir,bakım ve onarımı giderleri.

- Akaryakıt giderleri.

6- Perakende Satış Fişi İle İndirimin Yapılamayacağı Haller

Perakende satış fişine istinaden KDV indirimi bir kısım hallerle sınırlıdır. Yukarda tadadı olarak sayılan konular dışında kalan ve doğrudan doğruya işletme ile ilgili olan harcamaların perakende satış veya ödeme kaydedici cihaz  fişi ile gider yazılması ve yüklenilen KDV'nin indirimi mümkün değildir.

 

C- İŞ SEYAHATLERİNDE YEME, İÇME GİBİ GİDERLERİN PERAKENDE SATIŞ FİŞLERİ İLE BELGELENDİRİLİP BELGELENDİRİLEMEYECEĞİ

Perakende satış fişine dayalı olarak KDV indirimi ve dolayısıyla iadesi konusunda  uygulamada en fazla  karşılaşılan sorunların başında,  firma çalışanlarının şehir içi veya şehirlerarası iş seyahatlerinde  yeme , içme,otopark ve tartı gibi  tutarı fatura düzenleme sınırı altında kalan  ve perakende satış fişleri veya ödeme kaydedici cihaz fişleri ile belgelendirdikleri harcamalar dolayısıyla yüklendikleri KDV'yi indirim konusu yapıp yapmamaları gelmektedir.

Uluslararası deniz taşımacılığı faaliyeti ile iştigal eden şirketin personelinin geminin bulunduğu limanlarda yapmış olduğu iş seyahatleri esnasında yemek, otopark ve benzeri harcamalarından oluşan ve fatura sınırını aşmayan giderlerinin ve fatura temininde yaşanan güçlüklerin de dikkate alındığında, fatura yerine perakende satış vesikası ile belgelendirilmesi hususunda MB 23.11.2009 tarih ve  2925-233-965-110919  sayılı özelgede;

“204 ve 206 Sıra No.lu VUK Genel Tebliğlerinde, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak; işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen Kanuni haddi aşmayan mal ve hizmet alımları için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesinin uygun görüldüğüne ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Düzenleme mükelleflerin sadece iş yerinde kullanmak ve tüketmek amacıyla satın aldıkları mal ve hizmetleri kapsamakta olup, şehir içi ve dışındaki iş seyahatlerinde yeme, içme gibi harcamalarının bu kapsamada değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu tür harcamaların kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için fatura ile tevsiki mecburidir.” şeklinde idari görüşünü açıklamıştır.

 

Mükelleflerin işletmelerinde çalışan personelin şehir içi ve  şehir dışı seyahatlerinde yapmış olduğu bedeli fatura düzenleme sınırının altında kalan yeme, içme harcamaları için düzenlenen perakende satış fişleri ile kantar tartım ve otopark fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilip edilemeyeceği ve bu belgelere istinaden yüklenilen KDV tutarlarının indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususunda  sorulan bir soruya  İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı 28.11.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.35.17.01-35-02-685 sayılı özelgesinde;

     "VUK Uygulaması Yönünden

              .........

Bu açıklamalara göre, mükelleflerin şehir içi ve dışındaki iş seyahatlerinde yeme, içme gibi harcamalarının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için fatura ile tevsiki mecburidir.

           KDV Kanunu Uygulaması Yönünden:

            .................

    

      Öte yandan, perakende satış fişleri ve yazar kasa fişleri, bu belgelerin VUK hükümlerine göre "gider belgesi" olarak kabul edildiği durumlarda indirim hakkının kullanılmasına esas teşkil edebilecektir.  Söz konusu belgelerin gider belgesi olarak kabul edilmediği hallerde söz konusu belgelerde yer alan KDV tutarlarının indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.

    Bu itibarla, personelinizin şehir içi ve şehir dışındaki iş seyahatlerinde  yapmış olduğu yeme, içme, tartı, otopark gibi harcamalarının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için fatura ile tevsiki mecburi olduğundan, VUK'na göre gider belgesi olarak  kabul edilmeyen, bir başka deyişle, ticari kazancın ya da kurum kazancının tespitinde indirimi mümkün bulunmayan söz konusu harcamalara ait perakende satış fişleri ve yazar kasa fişlerine istinaden yüklenilen KDV tutarlarının, KDV Kanununun 30/d maddesi uyarınca indirim konusu yapılması mümkün değildir.

   Diğer taraftan, indirimi mümkün olmayan söz konusu tutarların Gelir ve Kurumlar Vergisi açısından işlemin mahiyetine göre gider, maliyet veya kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınabileceği tabiidir." denilmektedir.

 

   III- SONUÇ VE ÖNERİLER

KDV mükelleflerinin ticari faaliyetlerinde fatura kullanmaları esas olup, faaliyetlerine yönelik alımlarına ilişkin yüklendikleri KDV' yi indirim konusu yapılabilmeleri için mal ve hizmet alımlarını fatura ile tevsik etmeleri ve söz konusu faturalarda KDV tutarının ayrıca gösterilmesi gerekmektedir.

Perakende satış/ödeme kaydedici cihaz fişine dayalı olarak vergi indirimi yapılacak harcamalar yukarda belirtilmiştir. Sayılanlar dışında yapılan ve tutarı fatura düzenleme sınırı altında kaldığı için perakende satış fişi ile belgelendirilen harcamaların Gelir ve Kurumlar Vergisinde ticari kazancın tespitinde  gider, KDV yönünden ise, indirim ve iade konusu yapılması mümkün değildir. Mükelleflerin bu kapsamdaki harcamaları için fatura istemeleri zorunludur.

Öte yandan, personelin şehir içi ve şehir dışındaki iş seyahatlerinde yapmış olduğu yeme, içme, tartı, otopark gibi harcamalarının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için fatura ile tevsiki mecburidir. Ticari kazancın ya da kurum kazancının tespitinde indirimi mümkün bulunmayan söz konusu harcamalara ait perakende satış fişleri ve yazar kasa fişlerine istinaden yüklenilen KDV tutarlarının, KDV Kanununun 30/d maddesi uyarınca indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Mükelleflerin KDV indirimlerinde ve özellikle iadelerde sorunlarla karşılaşmamak için bu hususa özellikle dikkat etmeleri, bu harcamaları gerçekleştiren personellerini uyarmaları gerekli bulunmaktadır. Aksi takdirde Vergi Dairesi düzeltme işlemine gireceği için  KDV iade talepleri daha  uzun sürede yerine getirilecektir.

 

(1) Nuri Değer, Açıklamalı Ve Uygulamalı Katma Değer Vergisi Kanunu, Yaklaşım Yayıncılık , 5. Baskı, Temmuz 2014, Sahife  1198.      

 (2)  05/06/1990  tarih  ve  20539  sayılı Resmi Gazete

(3) 17/11/1990 tarih ve 20698 sayılı Resmi Gazete

(4) 20/07/1999 tarih ve 23761 sayılı Resmi Gazete

 

(5) 07.09.2006 tarih ve 26282 sayılı Resmi Gazete 

KONUT TESLİMLERİNDE UYGULANAN KATMA DEĞER VERGİSİ

Tarih: 11/12/2015

Aslı ÖKTEM / DENETÇİ

MAJOR BAĞIMSIZ DENETİM VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK

GİRİŞ

Öteden beri insanlığın en temel ihtiyaçlarından biri olan barınma ihtiyacı zaman içerisinde büyük bir değişime uğrayarak asgari standartlar çizgisini epey yükseltmiştir. Hızla globalleşen dünyamızda yaşanan bu değişim ve gelişim sürecinden ülkemizdeki konut sektörü de payını almıştır.

Daha konforlu ve güvenli yaşam alanlarına olan ihtiyacın çoğalması ile birlikte özellikle projeli işlere olan talebin  artması;  başta büyükşehirler  olmak üzere bazı bölgelerdeki  konut fiyatlarının hızla yükselmesini de  beraberinde getirmiştir.

Ülkemizde konut değerlerini  belirleyen etkenler arasında  arsa fiyatları, arsanın konumu, kullanılan inşaat malzemelerinin  kalitesi vb. gibi bir çok unsur etkili olmakla birlikte; konut teslimlerinde uygulanan kdv oranı da önem teşkil etmektedir.

Türkiye’de  ticari, sınai, zirai veya serbest meslek  faaliyeti  çerçevesinde konut teslimleri katma değer vergisine tabidir. Bu faaliyetler dışında konut müzayede satışına konu edilirse  katma değer vergisine tabi olup; bunun dışındaki konut teslimleri katma değer vergisi uygulanmasına girmemektedir.
Diğer bir ifade ile gerçek kişilerin konut alış ve satışlarında katma değer vergisi uygulanmamaktadır.

Öteden beri gayrimenkul teslimlerinde;

-          150 metrekarenin altındaki konutlar için % 1 

-          150 metrekarenin üstü konutlar için % 18

-          Konut dışındaki gayrimenkuller için % 18 oranında katma değer vergisi uygulanmakta iken

Bu defa 24.12.2012 tarih ve 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu uygulama 01.01.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere değiştirilmiştir.

Anılan Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile mal ve hizmetlere uygulanacak KDV oranlarını belirleyen 24.12.2007 tarihli  ve  2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan mal ve hizmetlere uygulanacak katma değer vergisi oranlarının tespitine ilişkin kararın 1.maddesine aşağıdaki (6) numaralı fıkra eklenmiştir:

“…
 (6) (1) sayılı listenin 11 inci sırasında yer alan net alanı 150 m2’ye kadar konutlardan; 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunukapsamındaki büyükşehirlerde (16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerler hariç), lüks veya birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere, yapı ruhsatının alındığı tarihte, üzerine yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine istinaden tespit edilen arsa birim m2 vergi değeri;

  1. a) Beşyüz Türk Lirası ile bin Türk Lirası (bin Türk Lirası hariç) arasında olan konutların tesliminde bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen vergi oranı, (%8)
    b) Bin Türk Lirası ve üzerinde olan konutların tesliminde bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendindebelirtilen vergi oranı, (%18)uygulanır.”
  2. 150 M2 ALTINDAKİ KONUTLARDA  % 1 KATMA DEĞER VERGİSİ  UYGULAMA KOŞULLARI 

Bakanlar Kurulu Kararından önce kdv oranının tespitinde sadece konutun 150 metrekarenin altında olup olmadığına dikkat edilmekte idi.

Fakat   yeni uygulama ile  % 1 kdv oranına tabi 150  m²nin altındaki konutlar için

  1. Büyükşehir belediyesi sınırları içinde olup olmadığı önem taşımaktadır. Yeni kdv oranları sadece  Büyükşehir belediyesi sınırları içinde olan 150 metrekarenin altındaki konutlara arsa değeri ile ilişkilendirilerek uygulanacaktır. Konut eğer büyükşehir belediyesi sınırları dışında ise %1 oranı uygulanmaya devam edilecektir.

 

  1. Kdv oranının hesabında ayrıca dikkat edilmesi gereken yapı ruhsatı ve kamu kurum ve kuruluşları ile bu kurumların iştirakleri tarafından açılacak konut ihalelerinin tarihidir. Eğer inşaat  ruhsatı 01.01.2013’ ten sonra alındı ise yeni düzenleme, bu tarihten önce alınmış ise eski katma değer vergisi oranı  olan % 1 geçerli olacaktır. Yine aynı şekilde kamu kurum

ve kuruluşları ile bu kurumların iştirakleri tarafından açılacak konut ihalelerinde 01.01.2013 tarihi dikkate alınacak olup, bu tarihten önce açılmış ihalelerde teslim tarihi ne zaman olursa olsun eski oranlara, ihale tarihi 01.01.2013 ‘den sonra ise yeni düzenlemeye tabi olacağı açıktır.

 

  1. Bir diğer kıstas ise; 150 metrekare altındaki konutun 6306 sayılı afet riski altındaki bölgelere ilişkin yasa kapsamında olup olmadığıdır. Eğer söz konusu 150 metrekarenin altındaki konut bu kanun kapsamında, riskli alan, rezerv yapı alanı veya riskli yapı kategorisindeki bir konut ise yeni katma değer vergisi oranları bunlara uygulanmayacak olup, eskiden olduğu gibi %1 oranı ile devam edilecektir.

 

  1. Teslime konu edilen konutun inşaat sınıfı lüks ve birinci sınıf ise yeni vergi oranları, eğer ikinci, üçüncü veya basit inşaat sınıfında ise eski katma değer vergisi oranları uygulanmaya devam edilecektir.

 

  1. Katma değer vergisi oranının tespitine yönelik en son kriter ise emlak vergisi değerleri ile ilgili olan kriterdir. Teslim konusu konutun yapı ruhsatının alındığı tarihte üzerine yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 29.maddesine istinaden  tespit edilen;

-         Metre kare birim değeri  500 TL ye kadar (dahil ) ………%1

-         Metre kare birim değeri  500 TL ve 999 TL  ( dahil )……..%8

-         Metre kare birim değeri  1.000 TL ve üstü……………..   % 18

olarak  katma değer vergisi uygulanacaktır.

Ancak son maddede  bahsedilen metre kare birim değerlerine uygun katma değer vergisi oranlarının  uygulanabilmesi için yukarıda sayılan tüm şartların sağlanması gerekmektedir. 150 metrekarenin altındaki konut bu kriterlerden  herhangi  birini sağlamıyorsa  Katma Değer Vergisi oranı % 1 olacaktır.

Nitekim  konu ile ilgili  İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen  05.06.2014 tarih 39044742.28.1578 sayılı KDV özelgesinde;

“              İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; 700.000.-TL bedelle 350 m² arsa alındığı, arsa m² birim fiyatının 2000.- TL'ye tekabül ettiği, bu arsa üzerine yapılan konut inşaatının ruhsatta II. sınıf inşaat olarak göründüğü, bu mevkide emlak vergisi m² birim fiyatının 500.-TL'nin altında kaldığı belirtilerek, söz konusu dairelerin tesliminin hangi bedel üzerinden faturalandırılacağı ve uygulanacak KDV oranları hakkında tereddüt hasıl olduğundan Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

            Buna göre, yapı ruhsatı 01/01/2013 tarihinden sonra alınmış olsa dahi ikinci sınıf inşaat olarak yapılan ve üzerine yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine istinaden tespit edilen arsa birim m² vergi değeri beş yüz TL nin altında kalan  konutlardan net alanı

150 m² ye kadar olanların tesliminde (%1), net alanı 150 m² yi aşanların tesliminde (%18) oranında KDV uygulanması gerekmektedir.”   denilmektedir.

Görüldüğü üzere bahsi  geçen yapı ruhsatının tarihi her ne kadar 01.01.2013 tarihinden sonra olsa da

diğer kriterlere uymadığı için 150 m² ye kadar  olan konutlarda  %1 , 150 m²üstü  konutlar için ise 

 % 18 uygulanacağı belirtilmiştir.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere söz konusu değişiklik 150 m²altındaki  konut teslimleri için geçerli olup,   150 m² üstü konut teslimlerinde ve diğer gayrimenkul teslimlerinde  ise eskiden olduğu gibi

% 18 oranı uygulanmaya devam edilecektir.

    III.            SONUÇ

150 metre kare altındaki konutlarda uygulanacak katma değer vergisi oranının % 8 veya % 18 olabilmesi için ;

-          söz konusu konutun büyükşehir belediye sınırları içinde olması,

-          yapı ruhsat tarihi 01.01.2013 tarihinden sonraki bir tarihi taşıması ,

-          konutun 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Bölgelere İlişkin yasa kapsamında  riskli alan, rezerv yapı alanı veya riskli yapı kategorisinde  bulunmaması ,

-          inşaat sınıfının lüks ve birinci sınıf olması gibi kriterleri taşıması,

-          1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine istinaden tespit edilen arsa birim m² vergi değerlerinin de 500 TL ve üstünde  m² birim fiyatına sahip olması gerekmektedir. 

 

Yukarıda bahsedilen tüm şartların sağlanması halinde 150 metrekarenin altındaki konutların teslimin de  arsa değerine bağlı olarak  % 8  veya % 18 oranlarında katma değer vergisi ödenmesi söz konusu olacaktır. 

Pazartesi, 08 Şubat 2016 15:10

Teknik İflas Durumu

ŞİRKETLERDE TEKNİK İFLAS DURUMU NEDİR VE BU DURUMDAN YÖNETİCİLERİN SORUMLULUĞU NELERDİR ?

Tarih: 10/12/2015

Gülçin İLERİ / DENETÇİ

MAJOR BAĞIMSIZ DENETİM VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK

I - GİRİŞ

Teknik iflas nitelik itibarıyla bir şirketin gerçekten iflas etmesi değildir. Ancak;  gerekli tedbirleri zamanında almamaları halinde  şirketin sona ermesine  yol açmaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 376. maddesindeki “borca batıklık” deyimi uygulamada “teknik iflas” olarak karşımıza çıkmaktadır.

II – TEKNİK İFLASIN NEDENLERİ VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Teknik iflasa yol açan nedenler ile yapılması gereken işlemler TTK 376. maddesinde düzenlenmiştir. Madde aynen ; “(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.

 (3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.” hükmünü ihtiva etmektedir.

İlgili madde hükümleri her ne kadar anonim şirket ortaklıklarına ilişkin olsa da , limited şirket ortaklıkları içinde uygulanmaktadır. Buna TTK 633 ve 634. maddesi de dayanak oluşturmaktadır.

TTK 633. maddesinde; “Esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hâllerinde anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Ek ödeme yükümlülüğü hakkındaki hükümler saklıdır.”

TTK 634. maddesinde ise ; “İflasın bildirilmesi ve ertelenmesine anonim şirket hükümleri uygulanır.”denilmektedir.

A - Teknik İflasa Yol Açan Nedenler

TTK 376. maddeye göre, şirketin mali durumun bozulmasına ilişkin haller ise şunlardır:

  1. Son yıllık bilançodan şirket esas sermayesi ile yedek akçelerinin yarısının karşılıksız kaldığının tespit edilmesi,
  2. Son yıllık bilançodan şirket esas sermayesi ile yedek akçelerinin üçte ikisinin karşılıksız     kaldığının tespit edilmesi,

      3.Yönetim kurulunca hazırlanan ara bilançodan şirket aktiflerinin  borçların  karşılanmasında ye­tersiz kaldığının tespit edilmesi

B - Bu durum karşısında yönetim kurulunun görevleri ne olmalıdır?

TTK’nın 376. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği gibi; Şirkette borca batıklık şüphesini uyandıran belirtiler olması durumunda yönetim kurulu emsal satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu çıkartılan bilançoda aktiflerin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamadığı anlaşılırsa, yönetim kurulu bu durumu asliye ticaret mahkemesine bildirerek şirketin iflasını istemek zorundadır.

Anlaşılacağı üzere, yönetim kuruluna yükle­nen görevin doğduğu an, şirket esas sermayesindeki üçte ikilik kaybın tespit edildiği an olmayıp, şirketin borca batık halinde bulunduğunu gösteren belirtilerin ortaya çıkma anıdır.

C - Şirketin borca batık halde bulunduğu kanaatine vardıran belirtiler nelerdir ?

-    Şirketin seri icra ve iflas takiplerine maruz kalması

-        Çalı­şanların ücretlerinin zamanında ödenmemesi,

-        Banka ve finans kurumlarından kredi temin edilememesi,

-        Vergi, sigorta, ticari borçlar gibi şirket borçlarının  ödenme­mesi

-        Protestolu çek ve senetlerin fazlalığı.

 

Şirketin borca batık halinde bulunduğunu gösteren belirtiler  var ise yönetim kurulu, aktiflerin emsal satış fiyatlarını esas alarak bir ara bilançosu (mal varlığı bilançosu) düzenler (Yıllık bilanço, bir sonuç açıklama bilançosu iken ara bilançonun düzenleniş amacı ise şirketin aktif ve pasiflerini karşılaştırmaktır. Bu bilançoya “mal varlığı tespit bilançosu”da diyebiliriz.). Böylece şirketin mali yapısı ortaya çıkar.

D - Teknik İflasa Karşı Alınması Gereken Kararlar Nelerdir ?

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu, Limited Şirketlerde ise Müdürler  Kurulunun yapmış oldukları incelemelere göre ; sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamı 1/2’sinden 2/3’üne kadar zarar sebebiyle karşılıksız kalmış ise Genel Kurul veya Ortaklar Kurulu iki şekilde karar verebilir;

•Azalan sermaye nispetinde sermaye artırımına gidilebilir veya
• Mevcut sermaye ile yetinilmeye ve faaliyetin bu olanaklarla devam ettirilmesine karar verilebilir.

Yukarıda sayılan kararlardan hiçbirinin alınmaması durumunda şirket feshedilmiş sayılacaktır.

İşte teknik iflas diğer bir deyişle "borca batıklık durumu" burada devreye giriyor. Eğer böyle bir durum söz konusu ise; TTK'da; şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulunun şirketin varlıkları ile ilgili olarak hem işletmenin devamlılığı esasına göre, hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartacağı, bu bilançodan varlıkların, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yerin Asliye Ticaret Mahkemesi'ne bildireceği ve şirketin iflasını isteyeceği belirtilir. Buna ilaveten; iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olması halinde; şirket borca batıklık durumundan kurtulabilecektir. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul edilecektir.

Sermaye arttırımına karar verilirse, TTK 376. maddesi ile sermaye artırımı arasında yakın ilişki münasebetiyle,sermaye tamamlanmadan veya indirilmeden artırılamaz.İlgili maddede geçen “bu sermayenin tamamlanması” ibaresi ile esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararının kapatılması kastedilmektedir.

Buna karşın genel kurulun alacağı karar mevcut sermaye ile yetinilip faaliyete devam edilmesi yönünde olur ise geçici vergi dönemleri itibariyle şirketin mali durumunun çıkarılacak bilançoya gözden geçirilmesi yöneticilerin yükümlülüklerinden kurtulmaları açısında faydalı olacaktır.

E - Yönetim Kurulunun ve Yöneticilerin Sorumluluğu Nelerdir ?

TTK 375. Maddesinde-(1) Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri şunlardır:” der ve aynı maddenin g bendi aşağıdaki gibidir ;

g) Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması.”

Benzer durum TTK 625. maddesi h bendinde limited şirket müdürleri  için de düzenlenmiştir.

TTK 625. maddesi h bendi aşağıdaki gibidir ;

 “h)Şirketin borca batık olması hâlinde durumun mahkemeye bildirilmesi.”

Öte yandan , İcra İflas Kanunu 179. maddesinde ise

“Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borçlarının aktifinden fazla olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflasına karar verilir. Şu kadar ki, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir. Mahkeme projeyi ciddi ve         inandırıcı bulursa, iflasın ertelenmesine karar verir. İyileştirme projesinin ciddi ve                    inandırıcı      olduğunu      gösteren bilgi ve belgelerin de mahkemeye sunulması zorunludur.
Mahkeme, gerekli görürse idare ve temsille vazifelendirilmiş kimseleri ve alacaklıları dinleyebilir. İflasın ertelenmesi talepleri öncelikle ve ivedilikle sonuçlandırılır.”

İcra İflas Kanunu 345/a maddesinde "idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179 uncu maddeye göre şirketin mevcudunun borçları karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine 10 günden 3 aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmü yer almaktadır.

III - SONUÇ

Teknik iflas durumuna yönetim kurulunun  hassasiyet göstermesi, TTK’ya göre sorumluluklarının doğmamasını teminen  sorunun bir an evvel çözümü için uğraşı içinde olması gerekmektedir. Şirketin mali du­rumunu yakından takip etmeleri, mevcutta teknik iflas şartları gerçekleşmiş şirketlerin durumlarını değerlendirmeleri zorunludur. Bu durumda ya makul bir sürede şirket varlıklarının ve sermayesinin iyileştirilmesi planlamalarını yapıp  gerekli tedbirleri almaları ya da şirket merkezinin bulunduğu yerin Asliye Ticaret Mahkemesi'ne durumu bildirip şirketin iflasını istemeleri gerekmektedir.

 

Pazartesi, 08 Şubat 2016 15:10

Tutulacak Defterler ve Tasdik Zamanları

2016 YILINDA TUTULACAK DEFTERLER, TASDİK ZAMANLARI VE TİCARET SİCİL TASDİKNAMESİ HAKKINDA AÇIKLAMA

 

2016 yılı için ticari defterlerden hangilerinin,  ne zaman ve ne şekilde tasdik edileceği ve kullanılacağına ilişkin düzenlemeleri,

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Kanuna yönelik çıkartılan; “Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ” hükümlerine göre,

Defter tutma ve tasdikleri konusunda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca 19/12/2012 Tarih ve

28502 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ticari defterlere ilişkin tebliğe ve TTK da 6455 Sayılı Kanun ile yapılan değişlik ile

KAPANIŞ ONAYI hakkındaki bilgiler aşağıda belirtilmiştir.

 

TİCARET SİCİL TASDİKNAMESİ ALMA ZORUNLULUĞU

Ticaret siciline kayıtlı bulunanlar; Ticari defterlerinin noterlere tasdikleri sırasında, TTK. nun 64. maddesinde belirtilen ve Ticaret

Sicili Yönetmeliğinin 16’ncı maddesi uyarınca Ticaret sicil müdürlüklerinden alacakları “TİCARET SİCİLİ TASDİKNAMESİ” Noterlere ibraz edilecektir.

Bu belgelerin geçerlilik süresi 1 yıldır.

 

Ancak;

27/01/2013 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 16/6.maddesine göre “Sicil tasdiknamesi;

Tasdiknamede yer alan bilgilerde bir değişiklik olmadığı veya yenisi düzenlenmediği sürece geçerlidir.” hükmüne göre

önceki yıl veya yıllarda alınmış belgeler yukarıdaki koşulları taşıması halinde yeniden alınmasına gerek yoktur.

 

Eski tarihli belge Notere ibrazı yeterlidir.

 

Diğer taraftan,

Esnaf ve Sanatkar Odalarına kayıtlı olanlar dan “Ticaret Sicili Tasdiknamesi” istenmez.

 

 

GELİR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ İÇİN

 

1)-Bilanço Esasına Göre Tutulacak Defterler (Gerçek Kişiler);

a)-Yevmiye Defteri    (e-defter zorunluluğu yoksa)

b)-Defteri Kebir         (e-defter zorunluluğu yoksa)

c)-Envanter Defteri

 

2)-Kollektif ve Komandit Şirketler

a)-Yevmiye Defteri

b)-Defteri Kebir

c)-Envanter Defteri

d)-Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri (Ticari Defter Tebliği Madde -5/2)

 

3)-İşletme Esasına Göre Tutulacak Defter;

a)-İşletme Defteri

 

4)-Serbest Meslek Erbabının Tutacağı Defter;

a)-Serbest Meslek Kazanç Defteri

 

Yukarıda sayılanlar dışında 213 sayılı Vergi Usul Kanununu hükümlerine göre ihtiyaç halinde tutulması gereken diğer defterler ise şunlardır:

İmalat defteri,

Kombine imalatta imalat defteri,

Bitim işleri defteri,

Yabancı nakliyat kurumlarının hâsılat defteri,

Ambar defteri

Çiftçi işletme defteri.

 

 

 

KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFLERİ İÇİN

 

ANONİM ŞİRKETLER VE SERMAYESİ PAYLARA BÖLÜNMÜŞ KOMANDİT ŞİRKETLER

  1. a) Yevmiye Defteri    (e-defter zorunluluğu yoksa)
  2. b) Defteri Kebir         (e-defter zorunluluğu yoksa)
  3. c) Envanter Defteri
  4. d) Yönetim Kurulu Karar Defteri
  5. e) Pay Defteri
  6. f) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri

 

* Mevcut durumda kullanılmakta olan, pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla ve bu

Tebliğde belirtilen bilgilerden eksik olan bilgilerin yazılması suretiyle açılış onayı yapılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir.

(Ticari defter tebliği Geçici Madde -3/1)

 

 

LİMİTED ŞİRKETLER İÇİN

 

  1. a) Yevmiye Defteri    (e-defter zorunluluğu yoksa)
  2. b) Defteri Kebir         (e-defter zorunluluğu yoksa)
  3. c) Envanter Defteri
  4. d) Pay Defteri
  5. e) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri

 

* Limited şirketlerde halen kullanılmakta olan ortaklar kurulu karar defterlerinde yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla,

genel kurul toplantı ve müzakere defteri olarak kullanılmaya devam olunabilir. (Ticari Defter Tebliği Geçici Madde -3/2)

 

* Mevcut durumda kullanılmakta olan, pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla

ve bu Tebliğde belirtilen bilgilerden eksik olanların yazılması suretiyle açılış onayı yapılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir.

(Ticari defter tebliği Geçici Madde -3/1)

 

 

LİMİTED ŞİRKET MÜDÜRLER KURULU DEFTERİ HAKKINDA AÇIKLAMA,

(Bu defterin tutulması zorunlu değildir. Bu defteri tutmak istemeyenler;

Limited şirkette aldıkları kararları genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydetmek zorundadırlar.

Limited Şirketlerde müdür veya müdürler kurulunun şirket yönetimi ile ilgili olarak aldığı kararlar

genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilebileceği gibi ayrı bir müdürler kurulu karar defteri de tutulabilir.

 

Müdürler kurulu karar defterinin tutulması halinde açılış ve kapanış onayları dahil olmak üzere yönetim kurulu karar defterine ilişkin hükümler uygulanır.

Kararların genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilmesi halinde Ticari Defterler Tebliğinin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

hususların yazılması zorunludur.

Ayrı bir müdürler kurulu karar defteri tutulması halinde müdür veya müdürler kurulu kararları genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilemez.

 

 

E-DEFTER TUTANLAR

veya

01.01.2016 TARİHİNDEN İTİBAREN KULLANMAK ZORUNDA OLANLAR

YEVMİYE VE DEFTERİ KEBİR DIŞINDAKİ DEFTERLERİ NOTERE TASDİK ETTİRECEKLERDİR.

 

 

DERNEK VE VAKIFLARIN İKTİSADİ İŞLETMELERİNİN TUTACAĞI DEFTERLER

(Ticari Defter Tebliği Md.5/4)

  1. a) Yevmiye Defteri
  2. b) Defteri Kebir
  3. c) Envanter Defteri

 

KOOPERATİFLERİN TUTACAĞI DEFTERLER

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na göre kurulan kooperatifler ile bunların üst kuruluşları

aşağıdaki defterleri tutacaktır.

  1. a) Yevmiye Defteri
  2. b) Defteri Kebir
  3. c) Envanter Defteri
  4. d) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri
  5. e) Yönetim Kurulu Karar Defteri
  6. f) Pay Defteri

 

DEFTERLERİN TASDİK ZAMANI

Gerek VUK Md.221 gerekse TTK Md.64 hükümlerine göre:

 

  1. Öteden beri işe devam etmekte olanlar defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda (Normal hesap dönemleri için ARALIK AYI);

 

  1. Hesap dönemleri Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilenler, defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ayda;

 

  1. Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde;

 

  1. Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya sair sebeplerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar bunları kullanmaya başlamadan önce.

 

TASDİK YENİLEME ( ARA TASDİK ) (VUK MD. 222 ve TİCARİ DEFTER TEBLİĞİ MADDE 17-18)

Defterlerini ertesi yılda da kullanmak isteyenler Ocak ayı, hesap dönemleri Maliye Bakanlığınca tespit edilenler bu dönemin ilk ayı içinde tasdiki yeniletmeye mecburdurlar.

 

ARA TASDİK (TASDİK YENİLEME) YAPILABİLECEK DEFTERLER

1- Yevmiye defteri, ( Ara tasdik yapılmadan önce, kapanış onayı yaptırılması gerekir.)

2- Defteri kebir,

3- Envanter defteri

4- A.Ş Yönetim Kurulu Karar Defteri, ( Ara tasdik yapılmadan önce. Kapanış onayı yaptırılması gerekir.)

5-İşletme defteri,

6-Serbest meslek kazanç defteri,

 

KAPANIŞ ONAYI (TASDİKİ ) YAPILACAK DEFTERLER  (TTK MD 64/ 3, 5 )

1)- YEVMİYE DEFTERİ, (İzleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar normal hesap dönemleri için HAZİRAN AYI Sonu)

 

2)-Anonim Şirket Yönetim Kurulu KARAR DEFTERİ, (İzleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar normal hesap dönemleri için OCAK AYI Sonu)

 

Yukarıdaki defterler dışındaki defterlerin KAPANIŞ TASDİKİ YAPTIRILMAZ.

Pazartesi, 08 Şubat 2016 15:10

E-Tebligat

ELEKTRONİK TEBLİGAT ( E-Tebligat )

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINCA ELEKTRONİK ORTAMDA TEBLİĞ İLE İLGİLİ OLUŞTURULAN SİSTEM VE BU SİSTEMİN KULLANIMINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

Tarih: 27/11/2015

SMMM / Bağımsız Denetçi Harun AÇIKGÖZ

MAJOR BAĞIMSIZ DENETİM VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK DENETİM MÜDÜRÜ

I-GİRİŞ

27.08.2015 Tarih ve 29458 Numaralı Resmi Gazetede yayınlanan 456 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ile Elektronik Tebligat uygulamasına 01.01.2016 tarihi itibari ile başlanacaktır.

Peki nedir bu e-tebligat ve kimleri kapsamaktadır, Uygulamaya dahil olmayan mükelleflerin karşılaşacakları cezai hükümler nelerdir? Başvurular nereye ve nasıl yapılmalıdır. Ayrıca KEP Sistemi ile bir alakası var mıdır? yazımızda bunları açıklamaya çalışacağız.

II-  UYGULAMA İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR, BU SİSTEMİN AMAÇ VE KAPSAMI

Bu uygulamanın amacı vergi dairelerince düzenlenen ve muhataplarına 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrak ve belgelerin Gelir İdaresi Başkanlığı aracığı ile elektronik ortamda tebliğ edilmesi böylece daha hızlı ve masrafsız bir tebligat sisteminin hayata geçirilmesidir.

Elektronik Tebligat, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 456 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği hükümlerine göre tebliği gereken belgelerin, E-Tebligat sistemi ile mükelleflerin elektronik adreslerine tebliğ edilmesidir. Bu tebliğler fiziki ortamda yapılan tebligat ile aynı sonucu doğurmaktadır.

Kayıtlı Elektronik Posta (KEP), her türlü ticari, hukuki yazışma ve belge paylaşımlarınızı gönderdiğiniz biçimde koruyan, alıcının kim olduğunu kesin olarak tespit eden, içeriğin kesinlikle değişmemesini ve içeriği yasal geçerli ve güvenli, kesin delil haline getiren sistemdir.Bu sistem ile E-Tebligat sisteminin arasında bir ilişki yoktur E-Tebligat sistemi yalnızca Gelir idaresi başkanlığı ve Vergi Daireleri tarafından yapılacak tebligatları kapsamaktadır.

E-Tebligat Yapılacak kişiler

 

-        Kurumlar Vergisi Mükelleflerine zorunlu,

-        Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlara zorunlu, ( Kazancı Basit usulde tespit edilenler hariç) 

-        Kendilerine e-tebligat yapılmasını talep edenler ise isteğe bağlı olarak bu sistemi kullanabileceklerdir.

Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi

Elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, 01.01.2016 tarihine kadar örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi (Şirketler ve Diğer Tüzel Kişiler İçin)”ni (EK:1) kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

Bu mükellefler, söz konusu bildirimi kanuni temsilcileri veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla bizzat teslim edeceklerdir.

Uygulamanın başladığı tarihten sonra mükellefiyet tesis ettiren kurumlar vergisi mükellefleri ise işe başlama tarihini takip eden 15 gün içerisinde Elektronik Tebligat Talep Bildiriminde bulunmak zorundadır.

Yapılan başvurunun değerlendirilmesi sonucu, gerekli şartları taşıyan mükelleflere internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilecektir. Böylece bu mükellefler elektronik tebligat adresi edinmiş olacaklardır.

Gelir Vergisi Mükelleflerinin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi

Elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan gelir vergisi mükelleflerinin, 01.01.2016 tarihine kadar örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi (Gerçek Kişiler İçin)”ni (EK:2) internet vergi dairesinde elektronik ortamda doldurmaları ve elektronik tebligat sistemini kullanmaya başlamaları gerekmektedir.

Bu mükelleflerin, söz konusu bildirimi kendileri veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla gelir vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine bizzat vermeleri de mümkündür.

İnternet vergi dairesini kullanarak elektronik ortamda bildirimde bulunan gelir vergisi mükelleflerine internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilmeyecek olup bu mükellefler sisteme her girişlerinde sistem tarafından kimlik doğrulaması yapılmak suretiyle elektronik tebligat sistemini kullanabileceklerdir.

Vergi dairesine bizzat veya vekili aracılığıyla başvuran gerçek kişi mükelleflerin başvuruları değerlendirilecek ve gerekli şartları taşıyan mükelleflere internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilecektir. İnternet vergi dairesini kullanarak elektronik ortamda veya vergi dairesine bizzat başvurarak sistemi kullanacak olan gelir vergisi mükellefleri, elektronik tebligat adresi edinmiş olacaklardır.

Uygulamanın başladığı tarihten sonra mükellefiyet tesis ettiren gelir vergisi mükellefleri, mükellefiyet tesisi sırasında bizzat veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla örneği Tebliğin ekinde (EK: 2) yer alan bildirimi doldurarak ilgili vergi dairesine vermek zorundadır.

İsteğe Bağlı Olarak Kendilerine Elektronik Tebligat Yapılmasını Talep Edenlerin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi

Tebliğ ile getirilen zorunluluk kapsamına girmeyen ancak isteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep eden tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller Tebliğin (5.1) bölümünde açıklandığı şekilde katma değer vergisi veya gelir (stopaj) vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine başvuruda bulunarak sistemi kullanabileceklerdir.

Benzer şekilde, Tebliğ ile getirilen zorunluluk kapsamına girmeyen gerçek kişi muhatapların, Tebliğin (5.2) bölümünde açıklandığı şekilde internet vergi dairesi aracılığıyla başvurarak veya ikametgahlarının bulunduğu yer vergi dairesine bizzat veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla başvuruda bulunarak sistemi kullanmaları mümkündür.

E-Tebligat Yapıldığından Nasıl Haberdar Olunur ve E-Tebligat ile gönderilen evraklara nereden ve nasıl ulaşılmalıdır?

E-Tebligat başvurusu yapıldığında ve E-Tebligat gönderildiğinde Elektronik Tebligat Talep Bildiriminde belirtilen telefon numarasına SMS yoluyla ve aynı zamanda formda talep edilirse bildirilen e-posta adresine mail yolu ile bilgilendirme yapılacaktır.

Kendilerine mail veya SMS yolu ile bilgilendirme yapılan Mükellefler internet vergi dairesi üzerinden e-tebligat sistemine girerek, internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifre ile ulaşacakları elektronik tebligat adreslerinden tebliğ edilen evrakı görüntüleyebilecek ve çıktı alabileceklerdir.

E-Tebligat Sistemi ile Gönderilen Belgeler Ne Zaman Tebliğ Edilmiş Sayılır, Muhatabın sorumlulukları.

E-Tebligat sistemi ile gönderilen belgeler, mükellefin elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır ve ayrıca posta yoluyla tebligat yapılmaz.

Muhatap;

 

  1. a) Elektronik Tebligat Talep Bildirimini süresinde, tam ve doğru olarak vergi dairesine beyan etmekle,
  2. b) Beyan edilen bilgilerde meydana gelecek değişiklikleri öncesinde veya en geç değişiklik tarihinde vergi dairesine bildirmekle,
  3. c) Elektronik Tebligat Talep Bildiriminde belirtilen tüm şartlara riayet etmekle,

ç) Sistem kullanımına ilişkin olarak kendisine verilmiş olan kullanıcı kodu, parola ve şifre gibi bilgilerini korumakla, üçüncü kişilerle paylaşmamakla ve başkasına kullandırmamakla,

  1. d) Sistem kullanımına ilişkin olarak kendisine verilmiş olan kullanıcı kodu, parola ve şifre gibi bilgilerin istenmeyen şekilde üçüncü kişilerin eline geçtiğini tespit ettiğinde derhal vergi dairesine bilgi vermekle yükümlüdür.E-Tebligat Sistemine Dâhil Olmamanın Cezai Müeyyidesi

 E-Tebligat sistemine dâhil olmak zorunda olan mükelleflerimiz, süresinde bildirimde bulunmaz ise Vergi Usul Kanununun Mükerrer 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası ile cezalandırılır.  

Bu cezalar 2015 yılı için,

Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 1.300,00 TL

İkinci sınıf tüccarlar hakkında 660,00 TL olarak uygulanacaktır.

 III-SONUÇ

Mevcut sistemde memur eli ile gerçekleşen tebligatlar birkaç aydan önce yapılamamaktadır. Bu durumda tebliğ ve yazışmalar sürecinde boşa zaman kaybına neden olmakta bazen de mükellefler açısından ticari itibarlarının zedelenmesine dahi neden olabilecek istenilmeyen sonuçlara neden olmaktadır.

Bununla birlikte bilgi güvenliğini ve kişisel verilerin korunması ile birlikte E-Tebligat sistemiyle yapılan tebligatların kâğıt, zaman ve enerji tasarrufu sağlayacağı bu nedenle faydalı bir uygulama olduğu kanaatindeyiz.

Ayrıca kendilerinde İnternet Vergi Dairesi Kullanıcı Kodu ve Şifresi bulunanlar mükellefler.  EK1 formunda yer alan “Daha önceden internet Vergi Dairesi kullanıcı kodu ve şifreleri bulunması nedeniyle, mevcut şifrelerini elektronik tebligat alma işlemlerinde de kullanmak istiyorum” seçeneğini işaretlemek sureti ile aynı kullanıcı kodu ve şifreyi internet vergi dairesi üzerinden tebligat alma işlemlerinde de kullanabileceklerdir.

Uygulamanın başladığı tarihten sonra mükellefiyet tesis ettiren Kurumlar vergisi ve Gelir Vergisi mükellefleri ise işe başlama tarihini takip eden 15 gün içerisinde Elektronik Tebligat Talep Bildiriminde bulunmak zorundadır.

IV- KAYNAKÇA

-        27.08.2015 Tarih ve 29458 Numaralı Resmi Gazetede yayınlanan 456 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ.E-Tebligat

Pazartesi, 08 Şubat 2016 15:10

E - Fatura ve E - Defter Uygulamasına Geçiş

VERGİ SİRKÜLERİ

 

Sirküler Numarası : 2015/21                                                                                                  Tarih :21.10.2015

Konu: 01.01.2016 tarihinde e fatura ve e defter uygulamasına geçmek zorunda olan mükelleflerin yapması gerekenler

 

Bilindiği üzere,

 

454 Nolu VUK Tebliği ile 2014 yılı brüt satış hasılatı 10 Milyon TL ve üzeri olan mükelleflere 01.01.2016 tarihinden itibaren e-defter ve e-fatura uygulamalarına dâhil olma zorunluluğu getirildi.

Yılsonunda olabilecek yoğunluğu da dikkate alarak şimdiden bu konu ile ilgili ön hazırlıkların yapılmasını, bu konu ile ilgili başvuru işlemleri ve bunların hangi sıra ile yapılması gerektiği aşağıda açıklanmıştır.  

Mali Mühür Sertifikası, E-Fatura Uygulaması ve E-Defter Uygulaması Başvurusu işlemleri farklı ekranlar üzerinden yapılmaktadır:

1. Mali Mühür Sertifikası Başvurusu 

https://mportal.kamusm.gov.tr/bp/edf.go [^]   Akıllı kart ve Kart Okuyucu için Ekim ayı içerisinde.

2- E-Fatura Uygulaması Başvurusu

https://portal.efatura.gov.tr/efaturabasvuru/ [^] Aralık ayı başlarında.

3- E-Defter Uygulaması Başvurusu

https://uyg.edefter.gov.tr/edefterbasvuru/ [^] Aralık ayı içinde. 01/01/2016 tarihinde E-Fatura ve E-Defter Uygulamasına dâhil olmak için,

1- (Mali mührünüz yoksa) https://mportal.kamusm.gov.tr/bp/edf.go [^] adresinden sadece mali mühür başvurusu yapılmalıdır. Şubeler de kullanılmak üzere birden fazla mali mühür talep edilebilir.

2-E-Fatura için  https://portal.efatura.gov.tr/efaturabasvuru/ [^] adresi kullanılarak E-Fatura Başvurusu yapılabilir.

Kullanıcı GİB-Portal yöntemini seçerek sisteme dâhil olmak istiyorsa yararlanma yöntemlerinden "Portal" seçeneğini seçmelidir.

Başvuru sırasında “Şimdi Başlamak İstiyorum” seçeneği seçilmişse kullanıcı hesabı hemen (KamuSM mali mühür bildirimini GİB’e ilettikten en az 1 gün sonra) açılır.

(Mali mühür ve E-Fatura başvurusunu aynı anda yapmış olduğunuzdan dolayı şu anda portalınız açıksa ve sistemden çıkarak 01.01.2016'da tekrar sisteme dâhil olmak istiyorsanız    Gelir İdaresi Başkanlığı Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı (33.Müdürlük) Yeni Ziraat Mahallesi Etlik Cad. No: 16 06110  Dışkapı /ANKARA adresine dilekçe verilmesi gerekmektedir.

“01.01.2016’da Başlamak İstiyorum” seçeneği seçilmişse kullanıcı hesabı   01.01.2016’da açılır.

Kullanıcı entegrasyon yöntemini seçerek sisteme dâhil olmak istiyorsa yararlanma yöntemlerinden "Entegrasyon" seçeneğini seçmelidir.

Sonrasında http://www.efatura.gov.tr/efaturaentegratorluk.html [^] adresindeki bilgiler ışığında testlerine başlayabilir. Test kontrolünün başarılı olmasının ardından e-fatura sistemine dâhil olabilir. (Başlama zamanınız tam olarak 01.01.2016 olmayabilir, entegrasyon izninizin verildiği tarih olacaktır - Başvurunuz sonrasında 01.01.2016 00:00'a kadar testlerinizi tamamlayıp canlı tanım formunu yüklememiş ve entegrasyon hesabınızın açılmamış olması durumunda Başkanlık GİB-Portal hesabınızı otomatik olarak açacaktır.

Sonrasında yöntem değişikliğinde bulunmanız mümkündür.

Kullanıcı özel entegrasyon yöntemini seçerek sisteme dâhil olmak istiyorsa yararlanma yöntemlerinden "Özel Entgrasyon" seçeneğini seçmelidir.

Sonrasında http://www.efatura.gov.tr/efaturaozelentegratorlerlistesi.html [^] adresinde yer alan özel entegratörlerden birisi (ya da birkaçı) ile anlaşabilir. Özel entegratörü kullanıcıyı istenilen tarihte e-fatura sistemine dâhil edebilir. (Başvurunuz sonrasında 01.01.2016 00:00'a kadar hesabınızın açılmamış olması durumunda Başkanlık GİB-Portal hesabınızı otomatik olarak açacaktır. Sonrasında yöntem değişikliğinde bulunmanız mümkündür.

GİB-Portal hesabının otomatik olarak açılmaması için, özel entegratörün kullanıcıyı 01.01.2016 00:00'dan önce sisteme dâhil etmiş olması gerekmektedir. 3- E-Defter için;   - https://uyg.edefter.gov.tr/edefterbasvuru/ [^] adresi kullanılarak E-Defter Başvurusu yapılabilir ve istenilen başlangıç dönemi seçilebilir.

 

Müracaatınız sırasında yaşanacak sorunlar ile ilgili olarak bilgi alabilmeniz için gerekli telefonlar ve yazışma adresi,

e-fatura           0 312  302 15 01

                                   302 14 05

                                   302 12 63

                                   302 12 64

 

e-defter           0 312  302 17 32

                                   302 17 37

                                   302 14 76

 

 

Gelir İdaresi Başkanlığı Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı (33.Müdürlük) Yeni Ziraat Mahallesi Etlik Cad. No: 16 06110  Dışkapı /ANKARA

Anahtar Kelimer - Meta Key Words for Google ; e fatura geçiş ile ilgili aramalar, e fatura geçiş zorunluluğu, e fatura geçiş tarihi, e fatura geçiş hadleri 2015, e fatura geçiş şartları 2014, e fatura geçiş koşulları, e fatura geçiş süresi, e fatura geçiş şartları 2015, e fatura geçiş şartları, e devlet, e fatura, e defter uygulaması, e defter tebliği, e defter forum, e defter nedir, e defter başvuru, e defter başvuru sorgulama

Çarşamba, 03 Şubat 2016 17:22

E-Defter Geçiş Süreci ve Uygulaması

E-DEFTER’E GEÇİŞ SÜRECİ VE UYGULAMASI

 

 

SMMM / Bağımsız Denetçi Harun AÇIKGÖZ

MAJOR Yeminli Mali Müşavirlik

Denetim Müdürü

 

 

 

  1. GİRİŞ

 

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından ortak olarak hazırlanan  “1 sıra No.luElektronik Defter Genel Tebliği” 13.12.2011 tarih ve 28141 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmak suretiyle  elektronik defter (e-defter) uygulamasına geçilmiştir.

Öte yandan 421 sıra nolu Vergi Usul Kanunu (VUK) Genel Tebliğinin 3.1.maddesine göre e-fatura uygulamasına geçmek zorunda olan mükelleflerin elektronik defter tutma uygulamasına dâhil olması zorunluluğu getirilmiş olup, 1 sıra nolu genel tebliğ ve sonrasında bu tebliğde değişiklik yapılmasına dair yayınlanan 2 sıra nolu Genel Tebliğe göre değiştirilmiş olan şartlar dâhilinde isteyen mükellefler de e-defter uygulamasına geçebilecektir. Son olarak ta VUK 421 sıra nolu Tebliği ile e-defter uygulama zorunluluğu getirilen mükelleflere ilişkin olarak 67 no.lu VUK sirküleri ile e-defter uygulamasının başlangıcına dair açıklamalar yapılmıştır. 

 

 

  1. ELEKTRONİK DEFTER UYGULAMASINA GEÇİŞ

 

Defterlerini elektronik ortamda oluşturmak, kaydetmek, muhafaza ve ibraz etmek  zorunda  olan veya gönüllü isteyen mükelleflerin, Tebliğde belirtilen şartları yerine getirmeleri gerekir.

 

Buna göre,

 

1)Gerçek kişi mükelleflerin 5070 Sayılı Elektronik imza kanunu hükümleri çerçevesinde üretilen nitelikli elektronik sertifikaya veya 397 sıra numaralı V.U.K. Genel Tebliğ çerçevesinde Mali Mühür temin etmiş olmaları,

 

2)Tüzel kişi mükelleflerin ise 397 sıra numaralı VUK Genel Tebliği çerçevesinde Mali Mühür temin etmiş olmaları,

 

3)Elektronik defter tutulması, kaydedilmesi, onaylanması, saklanması ve ibrazında kullanılacak yazılımın Başkanlıktan uyumluluk onayı almış bir yazılım olması gerekmektedir.

 

Bu şartları taşıyan mükellefler  2.sıra numaralı tebliğ kapsamında elektronik defter oluşturmak, kaydetmek, muhafaza ve ibraz etmek isteyen mükelleflerin www.edefter.gov.tr internet adresinde yayımlanan başvuru kılavuzuna uygun olarak başvuruda bulunması gerekmektedir.

 

a- Elektronik defter beratı alınması  

Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayının beratının alınması açılış onayı, son ayının beratının alınması ise kapanış onayı yerine geçer.

Uygulamadan yararlananlar, aylık dönemler itibarıyla oluşturdukları elektronik defterler için,  berat almak ve bunları istenildiğinde ibraz etmek üzere muhafaza etmek zorundadırlar.

Gerçek kişiler elektronik defterlerini, ilgili olduğu ayı takip eden üçüncü ayın son gününe kadar kendilerine ait güvenli elektronik imza veya mali mühür ile imzalar.

Tüzel kişiler elektronik defterlerini, ilgili olduğu ayı takip eden üçüncü ayın son gününe kadar (Hesap döneminin son ayına ait defterler kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın son gününe kadar) kendilerine ait mali mühür ile onaylar.

Aylık dönem, sadece onaya sunulan ayın defter kayıtlarını ifade etmekte olup, önceki aylara ait kayıtları içermez. Hesap dönemi veya takvim yılı içerisinde de elektronik defter tutmaya başlanabilir. Ancak hesap dönemi veya takvim yılı içerisinde elektronik defter tutmaya başlayanlar, başladıkları tarihi izleyen bir aylık süre içerisinde eski defterlerine kapanış tasdiki yaptıracaklardır.

İmzalı veya mühürlü defterler için berat dosyaları oluşturulur ve bu dosyalar Elektronik Defter Uygulaması aracılığı ile Başkanlığın onayına sunulur.

 

  1. b) Muhafazası ve İbrazı nasıl olacaktır.

 

Elektronik defter oluşturma konusunda izin alanlar, muhafaza ve ibraz ödevlerini yerine getirirken aşağıdaki hususlara uygun hareket etmek  zorundadırlar.

Başkanlık mali mührünü de içeren beratlar elektronik defter tutanlar tarafından indirilerek istenildiğinde ibraz edilmek üzere ilgili olduğu elektronik defterler ile birlikte muhafaza edilmesi gerekmektedir.

Muhafaza ve ibraz yükümlülüğü, elektronik defterlerin ve beratların doğruluğuna, bütünlüğüne ve değişmezliğine ilişkin olan ( elektronik imza ve mali mühür değerleri dâhil) her türlü elektronik kayıt ve veri ile doğrulama ve görüntüleme araçlarının tümünü kapsamakta olup, elektronik defterlere istenildiğinde kolaylıkla erişebilmeyi, anlaşılabilir ve eksiksiz bir biçimde görüntüleyebilmeyi ve okunabilir kağıt baskılarını üretebilmeyi sağlayacak biçimde yerine getirilmelidir.

Elektronik defterler ve beratların veri bütünlüğünün sağlanması ile kaynağının inkâr edilmezliği, güvenli elektronik imza veya mali mühür ile garanti altına alındığı için elektronik defterlerin kâğıt ortamında saklanmasına gerek yoktur.

 

Türk Ticaret Kanunu ve diğer düzenlemelerde yer alan süreler dâhilinde istenildiğinde elektronik, manyetik veya optik araçlar vasıtası ile eksiksiz ve okunabilir şekilde ibraz edilmesi zorunludur.

 

  1. c) Elektronik Defter İzninin İptali, Sorumluluk ve Cezai Müeyyideleri

Elektronik defter oluşturulurken, Elektronik defter genel Tebliğinde belirtilmeyen hususlarda süreler başta olmak üzere VUK ve Türk Ticaret Kanununda yer alan hükümlere uyulması zorunludur.

Elektronik defter genel Tebliğlerinde yer alan usul ve esaslara aykırı biçimde elektronik defter oluşturan veya oluşturdukları elektronik defterleri yetkili makamların isteği üzerine ibraz etmeyenler hakkında, işledikleri fiile göre Vergi Usul Kanununun ve Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

Elektronik defter tutanlar bu Tebliğ çerçevesinde oluşturdukları elektronik defterlerde yer verdikleri bilgilerin gerçek duruma uygunluğunu sağlamaktan sorumlu olup, bu kapsamda Başkanlığın herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Elektronik defter beratı, elektronik defterlerin değişmezliğini ispat etmeye yönelik olup, elektronik defterlerin içeriğine yönelik bir onayı ifade etmemektedir.

 Maliye Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı gerek görmesi halinde, bu Tebliğde belirlenen esaslar ile sınırlı olmak üzere, uygulamadan yararlananların bilgi işlem sistemlerini denetleme yetkisine sahiptir. Elektronik defter tutanlar bu denetimler sırasında, gerekli her türlü imkânı (uygun donanım ve yazılımlar, terminallere ulaşım izinleri ve uzman personel gibi) sağlamak zorundadır. Bu kapsamdaki denetim yetkisi mahallinde kullanılabileceği gibi, bu süreçte uzaktan erişim yöntemlerinin kullanılması da istenilebilir.

Uyumluluk testini geçen yazılımların gerekli şartları sürekli olarak taşımaları için bu yazılımların üreticilerinin ve kullanıcılarının gerekli önlemleri almaları zorunludur.

Bu Tebliğ kapsamında elektronik defter oluşturanlar, bilgi işlem sistemini oluşturan yazılım, donanım, dosya, dokümantasyon ve benzeri unsurları, hiçbir şekilde kısmen veya tamamen denetim elemanlarının veya Maliye Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca görevlendirilecek personelin erişimini ve denetlemesini engelleyecek bir sözleşme veya lisansa konu edemezler.

 

  1. SONUÇ

421 sıra nolu VUK Genel Tebliğine göre Elektronik fatura uygulamasına geçmek zorunda kalan mükelleflerin, Tebliğin 3.2.1 b bendine göre Elektronik defter uygulamasına geçmeleri zorunluluk kapsamına girdiğinden,  2014 takvim yılı içerisinde 1 ve 2 sıra nolu Elektronik Defter Genel Tebliğinin  3.1.1 ve 3.1.2 maddelerinde belirtilen başvuru şartlarını yerine getirmek sureti ile e-defter.gov.tr internet sitesi üzerinden elektronik başvuru yapmaları gerekmektedir. ( 04/04/2014 tarihinde yayımlanan Başvuru kılavuzu ile kağıt başvurular kaldırılmış olup,  e-Defter  uygulamasına  elektronik başvuru imkanı getirilmiştir. )

Başlangıç aşamasında Yevmiye Defteri ve Büyük Defterin (Defter-i Kebir) elektronik defter kapsamında tutulması öngörüldüğünden 2014 Aralık ayı sonuna  kadar bu konuda bir duyuru yapılmaz ize mükelleflerin Envanter Defterlerini gene Noter den tasdik ettirmek sureti ile kullanacakları düşünülmektedir.

67 sıra numaralı VUK sirkülerine göre e-defter uygulamasının başlangıcına dair yapılan açıklamalara göre,

1 sıra numaralı Elektronik Defter Genel Tebliğine göre kendilerine izin verilenler, www.edefter.gov.tr internet adresinde duyurulan format ve standartlara uygun olarak ve aylık dönemler itibarıyla elektronik defterlerini oluşturmaya ve saklamaya başlayacaklardır. Defterlerini elektronik defter biçiminde tutmaya başlayanlar, söz konusu defterlerini kâğıt ortamında tutamazlar. Ayrıca hesap dönemi veya takvim yılı içerisinde de elektronik defter uygulamasına geçilebilecektir.

Elektronik defter uygulamasında defterler aylık dönemler itibarıyla tutulacağından zorunluluk kapsamına giren mükellefler 2014 Aralık ayı içerisinde başvurmaları durumunda, 2014 Aralık döneminin defterlerini aylık olarak oluşturamayacaklardır.

Buna göre 421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında elektronik defter tutma zorunluluğu bulunan mükelleflerden;

  1. a) Elektronik defter uygulamasına 2014 Aralık ayı içerisinde başvuranların 01.01.2015 tarihinden itibaren,
  2. b) Elektronik defter uygulamasına 2014 Aralık ayından önce başvuranların en geç 2014 Aralık ayından başlamak üzere,
  3. c)Özel hesap dönemine tabi olanların 01.12.2014 tarihinden önce elektronik defter uygulamasına başvuru yapmaları ve en geç 2014 Aralık ayı içerisinde, elektronik defter tutmaya başlamaları gerekmektedir.

 

Henüz e-defter uygulamasına geçmemiş fakat elektronik defter tutma zorunluluğu bulunan Gerçek ve Tüzel Kişi mükellefler için önerimiz,

1-      Gerçek ve Tüzel Kişi Mükelleflerin kullandıkları programları e-defter onaylı versiyona geçirmeleri veya e-defter uygulamasına uyumlu bir program edinmesi, (onaylı programlar listesi e-defter gov.tr den incelenebilir.)

2-      Mali mühür, elektronik imza ve zaman damgası bulunmayan mükelleflerin durumlarına uygun Mali Mühür, Elektronik imza ve Zaman Damgasını Aralık ayına kadar TÜBİTAK-BİLGEM Kamu Sertifikasyon Merkezinden temin etmeleri ve diğer ön hazırlıkları yapmaları,

3-      www.e-defter gov.tr üzerinden elektronik başvuru yapmaları.

4-      E-Defter uygulamasına 2014 Kasım ayı içerisinde müracaat edenlerin aylık dönemler itibari ile oluşturacakları     Elektronik defterlerini yüklemeye 2014 Aralık ayından başlayacak olması nedeni ile Gerçek ve Tüzel kişi mükelleflerin Elektronik başvurusunu 2014 ARALIK ayı içerisinde yaparak e-defter uygulamasına 01.01.2015 tarihinden itibaren başlamaları tavsiye edilmektedir.

ÖZEL MALİYET BEDELİ / YAP İŞLET DEVRET  MODELİ  KAPSAMINDA  YAPILAN BİNA  İNŞAATİNDE  VERGİ UYGULAMALARI

 

Nuri DEĞER

YMM / Bağımsız Denetçi

Eski Maliye Baş Müfettişi

 

 

1-Giriş :

 Arsa  üzerinde  kira karşılığında inşa edilen tesisin malikine devri  işleminin vergi kanunları karşısındaki durumu konusu son zamanlarda kamuoyunda çok tartışılmaktadır.

Bir mükellefin başkasının arsası  üzerinde bir tesis inşa edip ve söz konusu tesisi belirli bir süre işledikten sonra arsa sahibine bedelsiz teslimi vergi kanunlarımızda  net bir şekilde hükme bağlanmamıştır.

Öte yandan “Yap-İşlet-Devret Modeli” veya “özel maliyet bedeli” olarak nitelendirilen bu işlemin uygulaması bir hayli eskidir. Son zamanlarda konunun güncelleşmesinin nedeni, bu kapsamdaki işlemlerin artmış olması ve  idarenin bu konudaki görüşünü değiştirmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

2-İnceleme Konusu:

Öncelikle bir hususu belirtmek isteriz. İncelememizde 3096,3465 ve 3996 sayılı  Kanunlar kapsamında Yap-İşlet- Devret  Modeli ile gerçekleştirilen yatırımların, vergi kanunları karşısındaki durumu üzerinde durmayacağız.

Biz sadece yukarıda sayılan  ve benzeri kanunların kapsamı dışında   kalan, Yap-İşlet- Devret Modeli veya özel maliyet bedeli kapsamında gerçekleştirilen işlemlerdeki vergi  uygulamaları üzerinde duracağız.

3-Yap-İşlet- Devret Modelinin İşleyiş Biçimi :

Adına  ister yap işlet devret modeli, ister özel maliyet bedeli sistemi diyelim, işlem aşağıdaki şekilde cereyan etmektedir.

Bir mükellef (gelir veya kurumlar vergisi), diğer bir kişinin( mükellef olabilir de, olmayabilir de). arsası üzerinde; otel, lokanta veya büro gibi bir işyerini inşa etmekte, bu işyerini anlaştıkları süre boyunca herhangi bir bedel ödemeden bizzat kullanmakta ve sürenin sonunda tesisi, arsa sahibine hiçbir bedel almadan devretmektedir.

Bu tür olaylarda,  genellikle imarlı arsalar söz konusu olmaktadır. Bina inşaat ruhsatı, arsa sahibi adına düzenlemekte ve inşaat tamamlandıktan sonra, tapuda cins tahsisi işlemi de arsa sahibi adına yapılmaktadır.

Söz konusu işlemlerin arsa sahibi ile kiracı arasında bir sözleşmeye istinaden cereyan ettiği kuşkusuzdur.

Kanımca burada adi kiralama söz konusudur. Kiracının inşa ettiği tesisi kiraya vermesi veya bizzat kullanmasından dolayı mal sahibine hasılat kirası veya işletme kirası gibi bir bedel ödenecekse vergilendirme şeklinin değişeceği tabiidir. 

4-Gelir İdaresi  Başkanlığı’nın Görüşü:

Yap-işlet-devret modeline göre inşa edilen binanın vergisel boyutuna ilişkin görüşlerimizi belirtmeden önce  Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından  konuya ilişkin olarak verilen  07.08.2013 tarih ve 62030549-120[94-2013/391]-1213 sayılı özelgede,            

“Özelge talep formunuzda, sağlık sektöründe faaliyette bulunan şirketinizin, arsa sahibi şahıslar ile imzalamış olduğu 8 yıllık yap işlet devret sözleşmesi kapsamında inşa edilecek binayı, tamamlanmasından itibaren sözleşme süresi doluncaya kadar kullanacağı ve sözleşme bitiminde binanın arsa sahiplerine bedelsiz olarak teslim edileceği belirtilerek sözleşme süresince arsa sahiplerine nakdi ve ayni kira ödemesinde bulunulmayacağından şirketiniz tarafından gelir vergisi kesintisi yapılıp yapılmayacağı, sözleşme süresinin sonunda bina devredilirken arsa sahibinin elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı hesabında şirketin inşaat için yapmış olduğu harcama miktarının mı yoksa emsal bedelinin mi esas alınacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

  Gelir Vergisi Kanununun “Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti” başlıklı 38 inci maddesinde ise; bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmıştır. Anılan Kanunun 40 ıncı maddesinde de; safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde de ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır.

 Anılan Kanunun 70 inci maddesinde gayrimenkul sermaye iradının tarifi yapılmış ve maddede 8 bent halinde yazılı mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu belirtilmiş olup 72 nci maddesinde de, gayrimenkul sermaye iratlarında gayrisafi hasılatın 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak nakden veya aynen tahsil edilen kira bedellerinin tutarı olduğu; ayın olarak tahsil edilen kiraların Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre emsal bedeli ile paraya çevrileceği; kiracı tarafından gayrimenkulü genişletecek veya iktisadi değerini devamlı suretle arttıracak şekilde gayrimenkule ilave edilen kıymetlerin, kira müddetinin hitamında bedelsiz olarak kiralayana devrolunduğu takdirde, mezkur kıymetlerin kiralayan bakımından, bu tarihte aynen tahsil edilmiş sayılacağı, kıymetlerin emsal bedelinden düşük değerle devri halinde aradaki farkın bedelsiz devir sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

 Aynı Kanunun “Gayrisafi hasılat” başlıklı 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasında kira olarak doğan alacağın başka şahsa temlikinin veya kiracısına olan borcu ile takasının tahsil hükmünde olduğu ifade edilmiştir. Kanunun 73 üncü maddesinde ise kiraya verilen mal ve hakların kira bedelinin emsal kira bedelinden düşük olamayacağı, 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin (c) alt bendinde ise vergiye tabi gelir toplamının 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmaması koşuluyla, Türkiye’de vergi kesintisine tabi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği; 94 üncü maddesinde ise vergi kesintisi yapmak zorunda olanlar sayılmış olup maddenin (5/a) bendinde 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığında yapılan kira ödemelerinden %20 oranında kesinti yapılacağı, 96 ncı maddesinde ise vergi kesintisinin, 94 üncü madde kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı, bu maddede geçen hesaben ödeme deyiminin, vergi kesintisine tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

 Diğer taraftan, Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kurumların ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması halinde, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı, alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği belirtilmiştir

Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 272 nci maddesinde; “Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarını genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulün veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının maliyet bedeline eklenir.

            …

 Gayrimenkuller kira ile tutulmuş ise veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının işletme hakkı verilmiş ise, kiracı veya işletme hakkına sahip tüzel kişi tarafından yapılan bir ve ikinci fıkralardaki giderler bunların özel maliyet bedeli olarak ayrıca değerlenir. Kiracının veya işletme hakkına sahip tüzel kişinin faaliyetini icra için vücuda getirdiği tesisata ait giderler de bu hükümdedir. ….”

             hükmüne yer verilmiştir.

 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “15.3.2.3. Diğer kurumlar vergisi mükelleflerine ait taşınmazların kiralanması karşılığında yapılan kira ödemeleri” bölümünde, “Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde sayılan kurumlar vergisi mükelleflerine (kooperatifler hariç) ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden vergi kesintisi yapılmayacaktır. Bu kurumların elde ettikleri kira gelirleri ilgili hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir.” açıklamaları yer almaktadır.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde

 – Şirketiniz ile arsa sahibi şahıslar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden bina inşa edilmesi için yapılan harcamaların özel maliyet bedeli olarak dikkate alınması mümkün bulunmayıp, sözleşmeye göre yapılan tesislerin tamamlanıp cins tashihinin yapıldığı veya fiilen kullanılmaya başlandığı tarih itibarıyla, şirketinizce sözleşmeye konu arsa üzerine bina yapılarak söz konusu şahıslara teslim edildiğinin kabul edilmesi,

  -Sözleşmeye istinaden arsa sahiplerine bina yapım hizmeti verilmek suretiyle inşa edilen bina için yapılan harcamaların emsale uygun belirlenen bir kâr marjı ile arsa sahibi şahıslara fatura edilerek bina yapım hizmeti karşılığı alacak olarak kayıtlara intikal ettirilmesi ve yapım hizmeti nedeniyle oluşan kazancın da kurum kazancına dahil edilerek vergilendirilmesi,

  -Şirketiniz ile arsa sahipleri arasında yapılan sözleşme hükümleri dikkate alındığında, sözleşme süresinin sonuna kadar binanın kullanım hakkı şirketinize ait olduğundan şirketiniz tarafından fatura edilen ve alacak olarak kayıtlara intikal ettirilen tutarın, binanın kullanılmaya başlandığı tarihi müteakip kalan kira süresine bölünmek suretiyle hesaplanan kısmının ilgili yıllar itibariyle alacak tutarından düşülerek safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca ilgili yıllar itibarıyla kira gideri olarak dikkate alınması,

 -Şirketinizce ilgili yıllar itibarıyla kira gideri olarak dikkate alınan tutarların arsa sahibi şahıslara hesaben yapılan kira ödemesi olarak kabul edilmek suretiyle bu tutarlar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre gelir vergisi kesintisi yapılması; arsa sahibinin kurumlar vergisi mükellefi veya gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olması halinde ise elde edilen kira gelirleri ilgili dönem kurumlar vergisi veya gelir vergisi beyannamesi ile beyan edileceğinden vergi kesintisi yapılmaması,

  - Gelir Vergisi Kanununun 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, mülk sahibinin şirketinize olan borcundan yıllar itibariyle mahsup edilen tutarlar tahsil hükmünde olduğundan, anılan Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (1/c) bendinde yer alan haddin (2013 yılı için 26.000 TL) aşılması halinde, gerçek kişiler tarafından elde edilen ve kesinti yoluyla vergilendirilmiş olan söz konusu kira gelirlerinin beyan edilmesi

  gerekmektedir.

Diğer yandan, anılan sözleşme kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin ilişkili kişilerle yapılması halinde Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinde yer alan hükümlere uyulması gerektiği ise tabiidir.” Şeklinde idari görüşünü açıklamıştır.

Yukarıya alınan özelgenin incelenmesinden aşağıdaki sonuçlara varılmıştır:

  – Kiracı ile arsa sahibi şahıslar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden bina inşa edilmesi için yapılan harcamaların özel maliyet bedeliolarak dikkate alınmasının  mümkün bulunmadığı,

- Sözleşmeye göre yapılan tesislerin tamamlanıp cins tashihinin yapıldığı veya fiilen kullanılmaya başlandığı tarih itibarıyla, kiracının sözleşmeye konu arsa üzerine bina yapılarak söz konusu şahıslara teslim edildiğinin kabul edilmesi,

-İnşa edilen bina için yapılan harcamaların emsale uygun belirlenen bir kâr marjı ile arsa sahibi şahıslara fatura edilerek bina yapım hizmeti karşılığı alacak olarak kayıtlara intikal ettirilmesi ve yapım hizmeti nedeniyle oluşan kazancın da kurum kazancına dahil edilerek vergilendirilmesi,

 - Kiracı tarafından fatura edilen  ve alacak olarak kayıtlara intikal ettirilen tutarın, binanın kullanılmaya başlandığı tarihi müteakip, kalan kira süresine bölünmek suretiyle hesaplanan kısmının ilgili yıllar itibariyle alacak tutarından düşülerek , safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca ilgili yıllar itibarıyla kira gideri olarak dikkate alınması,

 -Kiracı tarafından ilgili yıllar itibarıyla kira gideri olarak dikkate alınan tutarların arsa sahibi şahıslara hesaben yapılan kira ödemesi olarak kabul edilmesi,

-Ödenen tutarlar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre gelir vergisi kesintisi yapılması; arsa sahibinin kurumlar vergisi mükellefi veya gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olması halinde ise elde edilen kira gelirleri ilgili dönem kurumlar vergisi veya gelir vergisi beyannamesi ile beyan edileceğinden vergi kesintisi yapılmaması,

Gerektiği şeklinde idari görüş  bildirilmiştir.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 07.08.2013 tarih ve 62030549-120[94-2013/391]-1213 sayılı özelgede, kiracı bakımından   belirlenen  yaklaşımın kabul edilmesi halinde, bundan sonra inşaat faaliyetinden elde edilen karın, gelir yazılması ve hesaben ödenen kira  üzerinden duruma göre stopaj yapılmasına ilişkin  görüşlerin, doğru olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. 

Öte yandan özelge talep formunda, arsa sahibinin kurumlar vergisi mükellefi veya gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olması veya olmaması halinde  elde edilen kira gelirleri   dolayısıyla yapılacak işlemler sorulmadığı için, bu konuya dokunulmamıştır. Ancak özelgeye göre kiracı tarafından yapılacak işlemler belirlendikten sonra, bundan sonra kiralayanın durumuna göre yapması gereken vergisel işlemlerin  tayini  kolaydır.

Özetlemek gerekirse, Gelir İdaresi, yap-işlet-devret modeline göre bina inşa edilmesi işlemini özel maliyet bedeli olarak görmemekte, kiracı kiralayan ilişkilerini bir taraf bırakmakta  ve tamamen bir inşaat faaliyeti olarak  değerlendirmektedir. İnşaat bedelinin ödenmesi ise, alacak borç ilişkisi ve peşin ödenen kira bedel olarak  kabul edilmektedir.

Öte yandan İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı   11.07.2007 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01/ GVK -94/5-14037-14765 sayılı özelgede, şahsa ait arsa üzerine inşa edilen işyerlerinin belli bir süre işletildikten sonra arsa sahibine devredilmesi durumunda, gayrimenkulün iktisadi kıymetini artırıcı nitelikteki harcamaların (işyerlerinin emsal bedelinin), arsa sahibi şahıs tarafından kira süresinin sonunda gayrimenkul sermaye iradı olarak beyan edilmesi gerektiği, diğer taraftan, inşa edilen ve belli bir süreyle işletilecek olan işyerleri için nakden veya hesaben bir kira ödemesi söz konusu olmadığından gerek kira ödemesi nedeniyle gerekse binanın arsa sahibine devri nedeniyle gelir vergisi tevkifatı yapılmayacağı görüşünü bildirmiştir.

Yukarıya alınan iki görüş arasında önemli farklılıklar bulunduğu açıktır. Bu konuya aşağıda değinilecektir.

5-Konuya İlişkin Mevzuat

 Vergi Usul Kanunu’nun 272’nci maddesinde; “Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarını genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulün veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının maliyet bedeline eklenir.

 

………..

Gayrimenkuller veya elektrik üretim ve dağıtım varlıkları için yapılan giderler hem tamir, hem de kıymet artırma giderlerinden terekküp ettiği takdirde, mükellef bu giderlerden maliyet bedeline eklenecek kısmı ayrı göstermek mecburiyetindedir.” Hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun özel maliyet bedellerinin itfasına ilişkin 327’nci maddesine göre, “Gayrimenkullerin, elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının ve gemilerin iktisadî kıymetlerini artıran ve 272 nci maddede yazılı özel maliyet bedelleri, kira veya işletme hakkı süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilir. Kira veya işletme hakkı süresi dolmadan, kiralanan veya işletme hakkı alınan şeyin boşaltılması veya işletme hakkının herhangi bir sebepten sona ermesi halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma veya hakkın sona erdiği yılda bir defada gider yazılır.” Hükmünü amirdir.

6-İki Görüş Arasındaki Farkların Doğurduğu Sonuçlar

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen   en son  özelge ile  vergilendirme işlemlerini,  tesisin kullanılmaya başlanıldığı tarihe, başka bir deyişle kira süresinin başlangıç tarihine çekilmekte ve bunu takiben  diğer vergileme işlemlerinin yapılması gerektirmektedir.

 

Arsa  üzerinde  kira karşılığında bina inşa edilmesi için yapılan harcamaların özel maliyet bedeli olara kabul edilmemesi nedeniyle, binanın tamamlanıp cins tashihinin yapıldığı veya fiilen kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren vergilendirme bakımından kiracı ve kiralayan bakımından ayrı  ayrı sorumluluklar getirildiği açıktır.

7-Konunun Katma Değer Vergisi Bakımından İrdelenmesi:

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen  07.08.2013 tarih ve 62030549-120[94-2013/391]-1213 sayılı özelgede,  katma değer vergisi (KDV) konusuna hiç değinilmediği için  İdarenin bu konudaki yaklaşımının  ne olacağını bilmiyoruz.

Konunun KDV bakımından  uygulaması, kişisel görüşümüze göre  aşağıda belirtilen şekilde olması gerekmektedir.          

Bina yapım hizmeti  olarak kiralayan tarafından arsa sahibine fatura edilecek tutarlar üzerinden %18 oranında KDV hesaplanması gereği açıktır. Bu konuda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.

Elde edilen kira gelirlerinin KDV’ye tabi olup olmaması ise, duruma göre değişmektedir.

3065 sayılı Kanunun  Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. Maddesinin 3. Fıkrasının (f) bendi uyarınca, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri KDV’ye tabidir. Aynı Kanunun 17/4-f. Maddesi ile iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri ise, KDV’den istisna edilmiştir.

Başka bir deyişle Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesinde sayılan mal ve hakların kiralanması işlemleri KDV Kanununun 1/3-f maddesine göre, KDV’ye tabi olmakla birlikte Aynı Kanunun 17/4-f  maddesi uyarınca  iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri ise  KDV’ den müstesnadır.

Öte yandan  kiralanan taşınmaz, bir iktisadi işletmenin aktifinde veya envanterinde kayıtlı olmamakla birlikte  bizatihi iktisadi işletme niteliğinde ise,  gayrimenkul kiralanması değil, işletme hakkının kiralanması söz konusu olduğundan KDV Kanunu’nun sözü edilen 17/4-d maddesinde düzenlenen istisna kapsamına girmeyen bu tür kiralama işlemleri de KDV’ne tabidir.

 

Gerçek kişiler bakımından  elde edilen gayrimenkul sermaye iratlarının KDV’ye tabi tutulabilmesi için tahsilat esası geçerlidir. Ancak İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelgede,  inşaatın tamamlanıp fiilen kullanılmaya başlanılması veya tapuda cins tahsisinin yapılması birlikte, kiracı tarafından ilgili yıllar itibarıyla kira gideri olarak dikkate alınan tutarların arsa sahibi şahıslara hesaben  yapılan kira ödemesi olarak kabul edilmesi  öngörülmektedir.

 Ödenen tutarlar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre gelir vergisi kesintisi yapılması; arsa sahibinin kurumlar vergisi mükellefi veya gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olması halinde ise elde edilen kira gelirleri ilgili dönem kurumlar vergisi veya gelir vergisi beyannamesi ile beyan edileceğinden vergi kesintisi yapılmaması gerekmektedir.

 

 

 

 

Yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde özel maliyet bedeli / yap işlet devret modeli çerçevesinde inşa edilen bina dolayısıyla hesaben ödenen kiralama bedelleri;

-Arsa sahibinin kurumlar vergisi mükellefi olması,

-Arsanın,  gerçek usule tabi gelir vergisi mükellefinin iktisadi  işletmesinin aktifine kayıtlı veya envanterine dahil bulunması,

-Arsa sahibi gelir vergisi mükellefi olmamakla birlikte, inşa edilen tesisin  bizatihi bir iktisadi işletme niteliğinde bulunması

 Hallerinde KDV’ye tabi olacaktır.

Öte yandan arsa sahibi gelir vergisi mükellefi değilse veya gerçek usule tabı gelir vergisi mükellefi olmakla birlikte arsa  iktisadi işletmesinin aktifinde veya envanterinde  kayıtlı değilse,  söz konusu taşınmazın  kiralama işlemi KDV’ye tabi olmayacaktır.

8-Sonuç

Vergi Usul Kanunu’nun özel maliyet bedeline ilişkin hükümleri yeterince açık değildir. Söz konusu  hükümlerin mevcut bir gayrimenkulü  genişletmek veya verimliliğinin artırılması   amacıyla yapılan harcamaları kapsaması açık olmasına karşılık, gayrimenkulün niteliğinin bütünüyle değiştirilmesi halinde, özel maliyet bedeli kapsamında olup olmadığı tartışmalıdır.

Arsa üzerinde tesis inşa edilmesi, arsa maliyetinin birkaç misli bir harcamayı gerektirdiğinden  özel bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır.

Öte yandan yap-işlet-devret modeline göre inşa edilen binaların vergisel boyutları ele alınırken, mutlaka katma değer vergisi konusunun da açıklığa kavuşturulması zorunludur.

Her ne kadar her iki vergi birbirinden ayrı bağımsız vergiler ise de, zaman zaman iç içe girdikleri  ve birinde yapılan vergilendirmenin diğerinde de vergilemeye yol açtığı görülmektedir.

Özel maliyet bedeli uygulaması bir finansmana erişim  modelidir. Kiracının yaptığı bir harcamadır. İktisadı faaliyetleri teşvik etmek amacıyla vergilendirme işlemlerinin   yasaların imkan tanıması halinde  ertelenmesi uygun olacaktır.

 

Öte yandan Vergi Usul Kanunu’nda  yasal değişiklikler yapılması  konusu ele alındığında, bu konu üzerinde de durmakta fayda vardır